Nature Index, Türkiye ve ODTÜ

Bağımsız bir uzmanlar grubu tarafından belirlenmiş saygın 82 bilim dergisinde yayımlanan makalelerin ülke ve kurumlar temelinde değerlendirildiği Nature Index 2020 listesinde Türkiye’de ilk 100’e 86 kuruluş girdi 🙂

Bu kuruluşların listesini görmek için: https://www.natureindex.com/annual-tables/2020/institution/all/all/countries-Turkey

Türkiye, ülkeler sıralamasında 179 ülke arasında, makalelerdeki payı açısından, 39. sırada bulunurken ilk 10 ülke şöyle sıralandı:

  • ABD     20081,59
  • Çin    13281,76
  • Almanya    4502,09
  • İngiltere    3772,11
  • Japonya    2990,85
  • Fransa    2191,53
  • Kanada    1603,87
  • İsviçre    1485,99
  • Güney Kore    1417,38
  • Avustralya    1248,63

Ülkeler sıralamasını görmek için: https://www.natureindex.com/country-outputs/generate/All/global/All/score

Türkiye’nin payı 65,3 ile son sıradaki Tonga’dan 65,30 büyük iken ilk sıradaki ABD’den 20.016,28 daha küçük olduğu görülüyor.

Türkiye’nin 65,30’luk payının yaklaşık 27’si Bilkent ve İTÜ’den gelirken ODTÜ’nün 65,30’a en fazla 3,59’luk bir katkı yaptığı görülüyor.

Öğretim elemanlarının YÖK’ün yönlendirmesiyle makale yayımlama hedefli yaşamlarına karşın Türkiye’de ilk 500’e girebilen üniversite yok. İlk 500 üniversitenin listesine şu adresten erişebilirsiniz: https://www.natureindex.com/annual-tables/2020/institution/academic/all

Yalnız Türkiye’deki üniversitelere bakıldığında ise 2019 verilerine göre 5. sırada yer alan ODTÜ; makalelerdeki payı düşme eğiliminde olanlar arasında görülüyor. 

Belirtilen üniversitelerin son 5 yılda makalelerdeki pay değerleri

ODTÜ’nün 2019 değerlendirmesine kaynaklık eden verilerine https://www.natureindex.com/institution-outputs/turkey/middle-east-technical-university-metu/513906cd34d6b65e6a000d88 sayfası üzerinden erişilebiliyor.

Amsterdam Buluşması ve Avrupa’daki ODTÜ Mezunlarının Durumu

İlgili kişilere daha kolay erişebildiğim için özellikle ODTÜ ile ilgili konulardaki görüşlerimi paylaşırken Linkedin’i gözetmek durumunda kaldım. Bir süre daha bunu sürdürmem yararlı olacak sanıyorum. Yazdıklarımı önce burada paylaşmaya özen göstermeme karşın bu konudaki iki yazıyı önce Linkedinde paylaştım. Burada o iki yazıyı birleştirerek kullanacağım.

Linkedin’in 2020 Ocak sonu verilerine göre Rusya ve Kıbrıs’ı da Avrupa’da sayarsak Avrupa’daki ODTÜ mezunu sayısı 10.337 oldu.

Almanya 1907 İngiltere 1754 Hollanda 1497 Azerbaycan 466 İsviçre 460 Kıbrıs 429 Rusya 417 Belçika 363 İtalya 344 Fransa 336 İsveç 276 Kazakistan 227 İspanya 203 Avusturya 167 Danimarka 135 Polonya 128 Finlandiya 121 İrlanda 115 Arnavutluk 111 Norveç 109 Romanya 97 Çek Cumhuriyeti 94 Ukrayna 70 Lüksemburg 70 Yunanistan 55 Macaristan 48 Kosova 40 Gürcistan 38 Bosna-Hersek 35 Estonya 27 Sırbistan 24 Portekiz 23 Bulgaristan 22 Beyaz Rusya 21 Karadağ 18 Makedonya 16 Slovakya 12 Malta 11 Slovenya 11 Moldova 10 Litvanya 8 Letonya 6 Lihtenştayn 6 Hırvatistan 5 Andorra 3 Ermenistan 1 Monako 1 İzlanda 0 San Marino 0

Linkedin kayıtlarının artmasının da etkisiyle son 13 ayda Avrupa’daki ODTÜ’lü nüfusu %42 artış gösterdi.

Avrupa’daki ODTÜ’lüler; 2017’de Paris’te başlattıkları ODTÜ Mezunları Avrupa Buluşmalarının dördüncüsünü 1-2 Mayıs’ta Amsterdam’da yapacaklar. Linkedin verileri doğruysa Türkiye dahil 50 ülke arasında yalnızca İzlanda ve San Marino’dan hiçbir ODTÜ’lü gelmeyecek. Diğer 46 ülkeden katılımcı çıkması potansiyeli var.

1000’den fazla ODTÜ’lünün bulunduğu 3 ülke; Almanya, İngiltere ve Hollanda. Bunlar dışında 100’den fazla ODTÜ’lünün olduğu 17 ülke daha var: Azerbaycan, İsviçre, Kıbrıs, Rusya, Belçika, İtalya, Fransa, Kazakistan, İsveç, İspanya, Avusturya, Danimarka, Polonya, Finlandiya, İrlanda, Arnavutluk, Norveç.

2018 sonunda Avrupa’da 40’tan fazla ODTÜ’lünün olduğu 25 ülke varken şimdi bu ülkelerdeki en düşük sayı 55; o da en düşük artış gösteren Yunanistan’a ait. Bu 25 ülke içinde; Almanya, Hollanda, İtalya, İsveç, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna ve Lüksemburg’taki artışlar %50’nin üzerinde olmuş… 2018 sonunda 20’den az mezunumuzun bulunduğu Kosova, Estonya, Litvanya ve Lihtenştayn’da birkaç katlık artışlar var…

ODTÜ’lülerin Avrupa’daki ülkelere göre dağılımlarını, Linkedin verilerinin güvenilirliği ölçüsünde, yukarıda ortaya koydum… Bu kez de aynı yaklaşımla, 5 Şubat 2020’de çektiğim yeni bir “fotoğraf”ı paylaşıyorum.

Aşağıdaki listede Avrupa’da en çok mezunu bulunan 13 ODTÜ bölümü ile ilgili sayılar var. Batı ve Kuzey Avrupa ile Tüm Avrupa‘daki sayıları iki ayrı sütunda gösterdim. Amsterdam’a yakın olduğunu varsaydığım 17 ülkede 8000’e yaklaşan bir ODTÜ’lü nüfusu varken geri kalan 32 ülkede 2500 dolayında kalıyor. Linkedin kayıtlarında 7800 kişinin göründüğü 17 ülke sırasıyla; Almanya, İngiltere, Hollanda, İsviçre, Belçika, İtalya, Fransa, İsveç, İspanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Norveç, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Portekiz…

Linkedin kayıtlarına göre ODTÜ’nün bazı bölümlerinin Avrupa’daki mezun sayıları

Tabloda yer alan bölümlerde Batı ve Kuzey Avrupa olarak tanımladığım ülkelerde 6053 kişi bulunuyor. Kalan 1750 kişiyi diğer bölümlerdeki ve bölümü belitilmemiş mezunlarımız oluşturuyor.

Bu tabloda hatalar olabileceğini baştan varsayıyorum, fakat bu tür verilerin yetersiz olduğu koşullarda bize ciddi yaklaşımlar sağladığına da inanıyorum. En çok yanıltıcı olabilecek neden; Linkedin’de güncellenmeden kalmış bilgiler. İkincisi mezunların oluşturduğu çoklu kayıtlar; aynı kişi birden fazla sayılabiliyor. Üçüncüsü, bölümlerin tanımlanmasındaki uyuşmazlıklar, listede yer alan bölümlerde bu tür uyuşmazlıklar çok sınırlı. Fakat Malzeme ve Metalurji Mühendisliği, Gıda Mühendisliği, vb. bazı alanlarda Linkedin farklı sınıflandırmalar yaptığı için mezunlar bazı durumlarda kendilerini tutarlı bir biçimde tanımlayamayabiliyorlar.

Şirketlerle ilgili bilgileri belirlemek biraz daha zor. Fakat Batı ve Kuzey Avrupa’da hangi şirketlerde kaç kişi görüldüğünü aşağıdaki tablo çok kısıtlı ölçüde de olsa tanımlamış olacaktır:

Linkedin’e göre Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri şirketlerindeki ODTÜ mezunu sayıları

Sonuç olarak; 1-2 Mayıs 2020’de Amsterdam’da yapılacak olan 4. ODTÜ Mezunları Avrupa Buluşması‘nın ülkeler ölçeğindeki potansiyelinin yanında şimdi bölümler ölçeğindeki potansiyelini de yaklaşık olarak belirlemiş olduk. Buluşmaya katılmayı düşünenler için artık geriye yolculuk ve konaklama için rezervasyonlarını bir an önce yapmaları kalıyor.

Beceri “yarışları”

Mezunlarının edindiği ve geliştirebildikleri beceriler üniversitelerin değerlendirilmesinde gözetilmesi gereken yönler arasında bulunmalıdır. Üniversiteler bunları ya öğreterek ya da öğrenme iklimi oluşturarak sağlarlar. Ayrıca, üniversite; beceri edinme becerisi kazandırmada da etkili olabilmektedir. Sonuçta bir mezunun becerilerinin ne kadarının üniversite ile bağlantılı olduğunu belirlemek kolay olmasa da mezun becerilerinin üniversitelere göre dağılımını ve değişimini gözetmek gene de yararlı olabilir.

Burada, üniversite mezunlarının becerileri konusunda bütünlüklü çözümlemeler yapmayı amaçlıyor değilim. Daha çok verilerin ve grafiklerin çağrıştırdıkları üzerinde duracağım. Bu verileri toparlayıp paylaşmamın amacı; sonuçları ortaya koymak değil, üniversitelerimizin gözetmek durumunda oldukları bazı konuları çeşitli göstergeler aracılığıyla konuşulabilir kılmaktır.

Üniversitelerimizin mezunlarının becerilerini değerlendirirken 44 beceriyi 3 grupta toplamıştım.

  • Bizde de önde gelen dünya üniversitelerinde de öne çıkan beceriler.
  • Dünya üniversiteleri mezunlarında daha fazla öne çıkan beceriler
  • Bizim üniversitelerimizde daha fazla öne çıkan beceriler

Daha çarpıcı olması beklenenden başlayacağım: Dünya üniversitelerinde öne çıkan becerilerde bizim üniversitelerimiz nasıl görünüyor? Sayısal değerlendirmeler eski üniversitelere mezun sayısı açısından avantaj yarattığı için burada oransal değerlendirmelere ağırlık verdim. Turkuvaz pembe grafikler 1000 mezundan kaçının o beceriyi sahiplendiğini gösterirken mor esaslı grafikler sayısal değerleri de sağlamış oluyor.

Program Yönetimi (İzlence Yönetimi)

Linkedin’e göre Dünya üniversitelerinin ayırt edici becerilerinden biri Program Yönetimi becerisidir. Program yönetimi; birbiriyle ilintili çok sayıda projenin örgütsel başarımı artıracak biçimde yönetilmesi sürecidir. Aşağıdaki grafik bu konuda dünya üniversitelerindeki farkı gösterir niteliktedir.

Grafikten de anlaşılacağı gibi ABD kökenli bir kavramlaştırma üzerinden gelişmiş bir beceri gibi görünüyor. Avrupa’yı temsil eden ETH’nin ODTÜ ile farkı çok önemli değil. ABD dışındaki göstergeler öğretim programından çok çalışma yaşamının kattığı bir beceri olduğunu düşündürtüyor. ODTÜ mezunlarının savunma sanayindeki yoğunluklarının etkisi onları biraz öne çıkarmış olmalı. Boğaziçi’nde bu fark mezunlarının büyük danışmanlık şirketlerinde yoğunlaşmasından kaynaklanıyor olabilir. 

Birimler Arası Takım Liderliği

Farklı uzmanlık alanlarından gelen bireylerin oluşturduğu takımların yaratıcılık düzeyini artırdığı, farklı düşüncelerin ortaya çıkmasını engelleyen etmenleri azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle kuruluşlar birimler arası takımlar oluşturulmasına ve bunların yönetilmesine özen gösteriyor. 

Bu da ABD’de tanımlanmış bir beceri olarak öne çıkıyor. Çin ve Türkiye mezunları bu ayrıntıda tanımlanmış bir beceriye henüz uzak görünüyorlar. Öte yandan bu kavramların farklı algılanışı ya da yönetim kavramlarına verilen önemin değişmesinden kaynaklanan yanıltıcılıkların da devrede olduğunu düşünmek gerekebilir. Çünkü “Cross-functional Team Leadership” deyince yüksek uçan ABD üniversitelerinin “Team Management”a neden uzak kaldıklarını da açıklamak gerekebilir.

Aslında “Teamwork”teki görüntü de yukarıdakine yakın; yani, Türkiye üniversiteleri mezunlarında “Takım Çalışması” becerisini üstlenenlerin oranı belirgin biçimde daha yüksek görünüyor. Bu durumu; “sayılar bunu gösteriyor” diyerek geçiştirmek doğru olmayabilir. Fakat benim elimde bunları açıklayıcı yeterli veri yok.

Başlangıç Şirketleri

“Start-up”lara “başlangıç şirketleri” dendiğini gördüm ama daha yaygın bir Türkçe karşılık var mı bilmiyorum. Ayrıca bu konudaki becerinin, mezunlar tarafından, beceriden çok deneyim olarak değerlendirildiğini düşünüyorum. Bu tür girişimlerin doğduğu yer olarak ABD üniversiteleri mezunlarının önde olması beklemek gerekir. Aşağıdaki grafiği daha çok bizim üniversite mezunlarının karşılaştırılmasında kullanmak gerekir gibi geliyor bana:

ODTÜ ve İTÜ; teknokentlerden yola çıkarak geliştirdikleri kuluçka yapılarıyla büyük çabalar içerisindeyken Boğaziçi ve özel üniversitelerin mezunları ciddi farklar yaratmış görünüyorlar.

Benzetim

Bir sistemin ya da sürecin yaklaşık bir model aracılığıyla taklidinden yararlanarak başarımının geliştirilmesini gözeten bir yöntem olarak benzetim becerisi özellikle sayısal ortamlarda giderek daha yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. 

Benzetim becerisini tanımlayan mezunlar arasında ODTÜ oransal olarak öne çıktığı gibi sayısal olarak da önemli bir yer tutmaktadır. Bugün benzetim becerisi olanları LinkedIn aracılığı ile belirlemeye kalkan bir İK yöneticisi 3000’den fazla ODTÜ, 2000’e yakın İTÜ mezunu bulurken Boğaziçi ve Bilkent mezunlarından yaklaşık 1000’er kişiye erişecektir. Grafik, oranlar üzerinden gösterdiği için 430 mezunu bu beceriyi belirten Sabancı Üniversitesi bu konuda ikinci sırada görünmektedir.

Python 

Son dönemin gözde programlama dili olan Python birçok üniversite mezunu tarafından kullanılmaktadır. Aşağıdaki grafik üniversitelerin kayıtlı mezunları içinde bu beceriyi belirtenlerin oranını göstermektedir.

Bizdeki üniversitelerde bu oran binde 50’ye yaklaşırken Dünya üniversitelerinde binde 150’ye yaklaşmaktadır. 31 Ağustos’ta Python ‘u becerileri arasında belirtenlerin sayısal sıralaması şöyleydi:

İTÜ4634
ODTÜ4324
Boğaziçi2806
Bilkent2554
YTÜ2477
Sabancı1427
Koç1082
KTÜ571

Makina* Öğrenmesi

Öğrenme yeteneği geliştirilen makinalar bu yeteneğin geliştirilmesini sağlayan bir beceri alanını oluşturdular: Makina öğrenmesi becerisi giderek daha ayrıntıda tanımlanacak beceri alanlarından biri oldu.

5 Dünya üniversitesini birbirine en fazla yaklaştıran Makina Öğrenmesi becerisi alanında da oransal hesapta yerliler arasında Sabancı Üniversitesi lider durumda. Sayısal değerleri de aşağıdaki grafik gösteriyor:

Girişimcilik

Aşağıdaki grafiği girişimciliğin bir beceriye ya da uzmanlığa dönüşmesini belirlemenin güçlüklerini gözeterek değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Yerlilerde özel üniversiteler farklılıklarını ortaya koyarken Boğaziçi de onlardan geri kalınılmayabileceğini ortaya koymuş görünüyor.

Görünen o ki, MIT mezunları, girişimcilik becerisinde herkesi çırak çıkaracak bir yoğunluğa sahip. Bu durum sayısal değerlerde daha da çarpıcı bir biçimde görülüyor:

Geriye kalan 3 beceriden Değişim Yönetimi ve Yönetim Danışmanlığı becerileri üzerinde ayrıca durmayacağım, Umutlu olunabileceğini gösterdiği için Yazılım Geliştirme‘nin grafiğini paylaşarak kapatacağım:

Oransal değerlendirmede 5 üniversitemiz Tsinghua’dan kötü durumda değil.

*”Makina”yı “makine”diye düzeltmek isteyenler için not: Bu ülkenin, alanında en eski bölümlerinin ve meslek örgütü olarak Odasının adında “makina” olarak yazılagelmiş bir sözcüğü “makina” olarak kullanmaya kararlıyım. Sözcük işlemcilerde ilk yaptığım şey “makina”yı bozan otomatik düzeltmeyi tersine çevirmek oluyor. Böyle de bir yanlışım olsun : )

Linkedin’deki Mezun Becerilerinin Karşılaştırması

beceri

Mezunların becerilerindeki ortaklıkların yoğunlaştığı alanlar “bir ölçüde” üniversitenin özelliğini yansıtır. Mezunların Linkedin de tanımladıları uzmanlık ya da becerileri bu bakışla bir değerlendirme şansı yaratır.

Şöyle yaptım: Yurtiçinden ODTÜ, İTÜ, YTÜ, KTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Koç ve Sabancı‘nın; yurtdışından da MIT, CalTech, ETH Zürich, Tsinghua ve GATech‘in (THE listesinin önde gelen teknik üniversiteleri) mezunlarının en çok tanımladıkları becerileri belirleyip aşağıdaki gibi sınıflandırdım. Bu beceri alanlarının adlarını Linkedin’de olduğu gibi İngilizce olarak kullandım; çünkü zaten önemli bir bölümü (C++ ve Java gibi) özel isim; diğerleri de tanıdık ya da kolay anlaşılır terimler…

Beceri alanları temelinde yurtiçindeki üniversiteleri kendi içinde; yurtdışındakileri kendi içinde değerlendirip birleştirince 13 üniversite 44 beceri ya da uzmanlık alanı öne çıktı*. Bunlar arasında tüm üniversitelerde ortaklaşan beceri alanları şunlar:

  • Business Development
  • Business Strategy
  • C++
  • Data Analysis
  • Engineering
  • Java
  • Leadership
  • Management
  • Matlab
  • Microsoft
  • Excel
  • Microsoft Office
  • Product Development
  • Product Management
  • Project Management
  • Research
  • Strategic Planning
  • Strategy

Dünyanın önde gelen teknik üniversitelerinde öne çıkmasına karşın bizde (yukarıda sayılan 8 üniversitede) daha az karşılaşılan (belirtilen) beceri alanları ise şunlar:

  • Change Management
  • Cross-functional Team Leadership
  • Entrepreneurship
  • Machine Learning
  • Management Consulting
  • Program Management
  • Python (Programming Language)
  • Simulations
  • Software Development
  • SQL
  • Start-ups

Son olarak da bizde öne çıkan beceriler arasında olmasına karşın yukarıda sayılan “yabancı” üniversitelerde daha az karşılaşılan beceriler de aşağıdaki gibidir:

  • Analytical Skills
  • AutoCAD
  • Business Planning
  • Construction
  • English
  • Market Research
  • Marketing
  • Marketing Strategy
  • Microsoft PowerPoint
  • Microsoft Word
  • Project Planning
  • Sales Management
  • Social Media
  • Team Management
  • Teamwork

Bunlarla ilgili sayısal karşılaştırmaları daha sonra paylaşmaya çalışacağım. Fakat bu kadarının da üniversitelerin yapması gerekenler üzerinde kafa yoranlar için bazı ipuçları verdiğine inanıyorum.

*Kullandığım yöntemi biraz daha ayrıntılandırayım: Linkedin her bir üniversite için 15 becerilik bir liste veriyor. Bu listeler her zaman en çok tanımlanan beceriler olmuyor, fakat en çok tanımlananların önemli bir bölümünü içeriyor. Bu nedenle, önce bu listeleri temel adım. Bu 15’lik listeler üniversiteler arasında farklılıklar gösteriyor. Yurtiçindeki 8 üniversite için bakınca ortaklaşan ve ayrışanlarla birlikte 32 özellik öne çıkıyor. Aynı şeyi yurdışından seçtiğim 5 üniversite için yaptığımda da 29 özellik saptadım. Bu iki kümeyi de birleştirince 44 beceri alanı ortaya çıktı. Sayısal verileri, hatta oransal değerlendirmeleri gözeten daha ayrıntılı çözümlemelerde başka özellikler de devreye girebilir. Öte yandan, bu verileri birkaç saat içinde toparlıyor olsam da eşzamanlı ve ana kümesi her özellik için aynı da olamayabiliyor. Örneğin Tsinghua üniversitesi için Linkedin’in verdiği 15 özelliği 134503 Linkedin kaydından edinirken ben diğer 14 özelliği belirlemeye kalktığımda Linkedin’deki Tsinghua mezun sayısı 134740’a çıkabildiği gibi önceki sayının altına da (sanırım Linkedin’in veri temizliği yaptığı zamanlar oluyor) düşebiliyor.

Üniversitelerimizin mezunlarını kimler çekiyor?

ODTÜ mezunları için çekim merkezlerini değerlendiren yazıya gelen bir eleştiri “Neden ODTÜ?”yü içeriyordu. Kısası; bir ara, işim buydu; ilgim de ister istemez sürüyor. Öte yandan, benzeri çalışmaların kurumsal yapılarda sürmesinin esas alınması gerektiğine inanıyorum. Bu tür değerlendirmelerin de, zamanla, kurumları etkilemesini umuyorum. Ben ODTÜ üzerine yazarken bakarsınız bu konuların incelenmesine kurumsal ölçekte İTÜ el atar. Kim yapsa kazançtır.

Öte yandan, eleştiriye dayanamayıp başka okulların da bulunduğu bir değerlendirme yapmaya yöneldim: Seçtiğim 7 üniversitenin (ODTÜ, İTÜ, YTÜ, KTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Koç) mezunlarının ‘en kalabalık oldukları’ kurumlardaki dağılımlarını inceledim: Bu tabloyu nasıl oluşturduğumu aşağıda açıklayacağım. Bana, konuşkan bir tablo ortaya çıktı gibi geldi:

7 üniversitenin 60 kuruluştaki mezun dağılımı
-kırmızılar ISO 500’de ilk 25’te olanlar-

Tablo şöyle oluştu: Linkedin’de Üniversitelerin sayfalarına girip “Alumni” sekmesini seçtiğinizde size mezunların ‘en çok’ yaşadıkları yerlerin ve ‘en kalabalık’ oldukları kurumların 15’inin listesini veren bir tablo çıkıyor. Tek tırnak içine aldıklarımla bunun çok da doğru olmadığını anlatmak istiyorum. Yani, ilgili okul için verilen 15 kuruluş içinde olmayıp da daha fazla kişinin bulunduğu başka kuruluşlar olabiliyor. Başlangıçta her okul için Linkedin’in verdiği 15 kuruluşlu listeleri temel aldım. Bunları birleştirince çakışmalar nedeniyle kuruluş sayısı 15×7=105 değil, 59 oldu. Bunların içinde 7 üniversiteden toplamda 200’den az kişinin bulunduğu 5 kuruluşu çıkardım, yerine büyük bankalardan olduğu için Halkbank ve ING Türkiye’yi, İSO’nun en büyük 500’ü içinde olup da 59’luk listede görünmeyen Tofaş, Groupe Renault, Philip Morris’i ve Erdemir’i ekledim. Böylece 60 kuruluşluk liste ortaya çıkmış oldu.

Bu 60 kuruluş içinde söz konusu 7 üniversitenin toplamda en az mezunun bulunduran kuruluş Türkiye Finans Katılım Bankası olarak görünüyor. Bu 7 üniversitenin mezunlarının toplam sayısının 244’ten büyük olduğu başka kuruluşların olması olasılığı vardır. Fakat bunları belirlemek için sistematik bir çalışma yürütmek çok zor olduğu için yukarıda tanımladığım yöntemle ortaya çıkan 60 kuruluşun -yöntemi akılda tutarak- bir değerlendirme yapmak için yeterli olduğunu varsaydım. Bu tabloyu, genişletmek ve farklı biçimlerde değerlendirmek isteyenlerle ods uzantılı dosyasını paylaşabilirim… Tabii, şunu da unutmamak gerekir; bu tablodaki veriler Linkedin üzerinde daha bugünden değişmeye de başlamışlardır.

Tablo ile ilgili aşağıya eklenecek yorumların bakış açısı zenginliğini yansıtacağına inanıyorum.

Bu tablodan yola çıkarak yaptığım ilk çözümleme; üniversitelerin kendi mezunlarını ve diğer üniversitelerin mezunlarını istihdam etmesiyle ilgili: “Mezununun İşvereni Üniversite

Lambalık

Aşağıdaki fotoğrafı çektikten sonra belleğimi uzun uzun zorladım: “Bunlar aydınlatma için mi kullanılıyordu diye” hiç bir iz bulamadım. Belleğimin zayıflığına verdim.

Şu, en öndeki nesneden söz ediyorum. Derinlikte bunlardan 4-5 tane daha var. Bir kalıba dökülerek elde edilen bu renklendirilmiş beton yapıt, büyük olasılıkla, bizim zamanımızda da buradaydı. Bu yoldan karanlıkta geçtiğim günleri anımsamaya çalışıp bunun bir yer lambası olup olmadığını anlatacak ipuçlarını belleğimden çağırmayı denedim. Boşuna… Bunların her birinin yanı başında dikili direkler dile gelip “Evet evet, eskiden onlar aydınlatıyorlardı, zamanla bozuldular; yanlarına bizi diktiler” diyemediler. Fakat sanırım, olay böyle gerçekleşti.

Öte yandan, yeni çökmüş akşam karanlığında bunların parçalı olarak aydınlattığı beton yoldan geçilebileceği bir kış gününü düşüncelerimde yaratmayı becerebildim. Bir hazırlık öğrencisi olarak buradan yüzlerce kez geçip bu yalın incelikten birkaç kez de olsa beslenmiş olabileceğimi düşündüm. Ayakların hizasındaki ışık; lise yıllarına kadar okul dönüşlerinde paçalarına çamur bulaşmadan eve dönemeyen bir Düzceli için mutlaka çarpıcı duygulara neden olmuştur. İzmirlileri bilemem, fakat anımsamıyorlar olsalar bile aynı yoldan geçişte; Çorum’dan Denizli’den, Eskişehir’den, Hakkari’den Afyon’dan, Ceyhan’dan gelmiş arkadaşlarım da benzer ya da farklı biçimlerde etkilenmişlerdir. İstanbullular da… Bu kendine özgü, sarı beton lambalığın nasıl üretildiğini düşünmüş olmak gerekmeyecekti. Yarattığı gölgelere bile takılmadan onun yanından yürüyüp gitmek yeterdi. 

Ruhumun her yönde genişlediğini hissettim. Bu inceliği 45 yıldan sonra sezmiş olma şansını yakaladığım için mutlu oldum. Sarı beton lambalığı tasarlayanı da buraya yerleştirmeyi akıl edeni de derinliklerden kutladım. Kötü olan şu ki, bana, Hazırlık okurken akşam saatlerine kaldığımızı bildirecek hiçbir anıyı da bulamadım…

Bu fotoğrafı geldiğim yöne geri dönüp çekmiştim. Yeniden yoluma dönüp biraz ilerleyince şu “tarihi eser”le karşılaştım.

Konu bellekle ilişkili olmaktan çıkmıştı. Gördüğüm iki parça arasındaki ilişkiyi artık herkes kurabilirdi. Bir ampulün yerleşebileceği büyüklükte açılmış boşluktan sarkan teller elektrik kablosu gibi durmuyorlardı ama benim için konu yeterince aydınlanmıştı.

Az sonra İdari ile Mimarlık arasında, ot ve çalılar içinde bunlardan birkaç tane daha gördüm…  Tarihimize ne kadar sahip çıktığımızla ilgili bir yığın sorgulamalar yaparız. Fakat bunların hepsi gözümüzün önünde olur.

Kurgum doğruysa bu lambalıklardan direklere geçişi onaylayan ODTÜ’lünün büyük “günah” işlediğini düşünürüm. Yanıldıysam; uydurukçunun biriyim demektir. Üstelik bir de günah uydurucusu.

“Lambalık”tan bir yerlere vardım ve “Beton savı” ile bir adım daha attım.

ODTÜ Yönetimine Çağrı

63 yılda 19 yurt yapıp yönetmiş ODTÜ; 20. yurt için Kredi Yurtlar Kurumu’nun kapısını çalmışsa son ODTÜ yönetimini bir de bu gözle değerlendirmek gerekir.

“ODTÜ yönetimine çağrımız, mevcut projenin durdurularak, başta öğrencilerin ihtiyaç ve tercihleri olmak üzere ilgili tüm bileşenlerin görüş ve katılımlarıyla şekillenen, ODTÜ’nün yönetsel, sosyal ve ekolojik bütünlüğünü gözeten yeni bir planlama sürecinin başlatılmasıdır.”

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScITDRR3h8I4-boryBhvcbzyjh83ofwQuUQjTb0FuVpJUfuOg/viewform