Eğitim “uzaktan”laşınca mezuna da iş düşer mi?

Baraka’nın son sayısında Prof. Dr. Soner Yıldırım “Müzik değişince dans da değişir” diyen bir Afrika atasözünü başlık yaptığı yazısında Uzaktan Eğitim konusunda yaşanan sorunlarla ilgili bilimsel çalışmalardan bazı özetler yaptıktan sonra somut önerilerde bulunmuştu. Derli toplu ve önemli noktalara parmak basan yazı duyarsız kalınacak gibi değildi. İlk iş olarak başkalarının da okuması olasılığını artırmak için, ODTÜ mezunlarının bulunduğu ortamlarda, yaygın bir biçimde paylaşmaya çalıştım.

Soner Hoca önerilerinden ikisinde mezunları da anıyordu. Önerilerden biri şuydu:  

“4. Özellikle 100+ öğrenci ile kalabalık sınıflarda yapılan derslerde tek bir öğretim elemanı ile başarılı öğretim yapmak da gerçekçi değildir. Bu tür derslerde öğrenciler ile resitasyon (recitation) yapabilecek, onların sorularına anında cevap verebilecek ek öğretim elemanlarının bu derslere eklenmesi gerekir. Yeterli asistan desteği olmayan bölümlerde bu görev üst sınıflardan, yüksek lisans ya da doktora yapan öğrenciler arasından seçilmiş nitelikli ve istekli “tutor”larla başarılabilir. Hatta alanında başarılı olmuş gönüllü mezunlar da buna destek olabilirler. Bu tür öğrenme toplulukları öğrencilerin derslere katılımını ve başarısını çok artıracaktır.”

Bu öneriye can katacak daha somut ne yapılabilir diye düşündüm: 

  • Mezunlar kendi yapabilecekleri üzerine düşünürler
  • Mezun örgütleri bu konuda neler yapabileceklerini gözden geçirirler
  • Bölüm yöneticileri bu konuda özendirici olacak bazı yaklaşımlar geliştirirler
  • Öğretim elemanları mezunların yararlı olabileceği durumları belirlemeye çalışırlar

Bunlar, yaklaşık olarak, eşzamanlı bir biçimde gerçekleşirse bu durum “yeni üniversite” için bir kazanca dönüşebilir miydi?

Anladığım kadarıyla, Soner Hoca kısa yazısına bazı ipuçları da sıkıştırmıştı. Bu önerinin son cümlesinde geçen “Bu tür öğrenme toplulukları” bu ipuçlarından biriydi sanırım. Yani, uzaktan eğitimde; dersleri -katkı sağlayabilecek farklı unsurlardan da yararlanarak- “öğrenme toplulukları” ile destekleyebiliriz. 

Bu düşünceyi ODTÜ mezunlarının yaygın olarak bulunduğu ortamlarda ciddi bir biçimde tartışmak -becerilebilirse- yararlı olabilir.

Deneyip görelim!

342 ve 200 kişinin ayrı ayrı önemi!

Bir örgüt varlık nedeni ile bağlantısını koruduğu ölçüde tutarlı ve kararlı olur; buna bağlı olarak da gelişimini sürdürebilir.

Konuyu ODTÜMİST’in bağış kampanyası bağlamında değerlendirmeye çalışacağım.

ODTÜMİST 8 Kasım’da yaklaşık 3500 kişiyi seferber ettiği “Bir Günde Dünyayı Koş”mak etkinliğini ODTÜ öğrencileri için burs bağışına ilgiyi çekmek için yaptı. Dünyanın çevresini dolanamamış olsalar da buna çok yakın olan Venüs’ün ekvatoryal çevresini aşan bir katılımın sağlanması çok büyük bir başarıydı. Şimdi önemli olan bu etkinliğin sonuçlarının toplanacak burs bağışı tutarına* yansıması…

Burs Çalışma Grubu “2015-2020 Burs İstatistiklerini” yayınladı. Bu istatistiklere bakıldığında ODTÜMİST’in yaklaşık 1750 üyesinden 524’ünün düzenli bağış yaptığı görülüyor. Yani üyelerin ancak üçte birinden azı ODTÜ öğrencilerine burs konusunu destekleme durumundalar… Üye olmayıp da düzenli bağışı yapan 342 kişi arasındaki ODTÜ mezunlarının sayısının önemli olduğunu düşünüyorum, fakat istatistikler bu konuda ipucu vermiyorlar. ODTÜMİST’e karşı duyarlılığı olan herkesin bu konumdaki mezunlardan öğrenmesi gereken çok şey olduğuna inanıyorum. En baştaki cümleyi kurma nedenlerimden biri işte bu 342 kişinin dağılımıyla ilgili. Ne kadar çoğu ODTÜ mezunu ise o kadar önemli bir sorundur.

İstatistiklere göre düzenli bağışçılar içinde aylık 50 TL’nin altında bağış yapanların sayısının 113 kişi olduğunu hesaplayabiliyoruz. Bu basit bilgi bize şunu gösteriyor: Küçük bağışların değeri anlatılamamış; çok kişinin sağlayacağı “küçük ve düzenli bağış”ın önemi üzerinden yeterli bir çalışma yürütülmemiş. Üye olmayanlarla birlikte düşünülürse bu 113 kişi arasındaki ODTÜMİST üyesi sayısı 100’den pek fazla değil gibi görünüyor. Bu da gösteriyor ki ayda 20-50 TL arasında bağış yapacak 200 dolayında ODTÜMİST üyesi bulmak çok somut ve pratik bir görevdir. Bu basit hedef 12 öğrencinin her ay 580 TL destek alması anlamına gelecektir. Bu 12 öğrencinin her birindeki potansiyeli düşündüğünüzde 20-50 TLlik bir desteğin değerinin ölçülemez olduğu ortaya çıkar.

Şu anda düzenli bağışçı olmayan 1226 kişinin içinden ayda 20-50 TL verebilecek bu 200 kişiyi çıkaracak bir çalışmayı önemsemek gerekir. En baştaki cümleyi kurmamın ikinci nedeni de budur: Madem ki “Mezunların ODTÜ ile bağının sürmesine aracılık ederken aynı zamanda ODTÜ öğrencilerine katkı sunmalarını sağlamak” gibi bir amacın var; bu durumda bu amacı benimsediği için üye olmuş mezunlarının katkılarını sağlayacak düzenlemeleri de gerçekleştirmelisin!

Öte yandan bu, şu da demek: ODTÜMİST üyesi olmakla ODTÜ öğrencilerine katkı sunmayı da benimsemiş olduğunu unutmadan “bunun zamanının gelip gelmediğini, bunun için nasıl bir yol** izlemek ya da geliştirmek” gerektiğini tartmak da üyenin sorumlulukları arasındadır.

#1GündeDünyayıKoş

*Hedef olarak belirtilen tutara yaklaşmak ve aşmak çok önemli olabilir, fakat konuyu kurumsal ve örgütsel boyutta değerlendirince üye katılımının boyutu da önemli olduğundan kampanyanın bu yönüne ağırlık veren bir yaklaşımı izlemeye çalışacağım.

**ODTÜ öğrencilerine katkı sunmanın tek yolu tabii ki burs için bağış vermek değildir. Mezun, deneyim ve birikimlerinden bir biçimde yararlanılmasını sağlayarak da bunu yapabilir. Başka yollar da bulunabilir fakat bunun için bu aşamada en iyi araç mentorluk gibi görünüyor. Bu konuda Mentorluk Çalışma Grubu ile iletişim içinde olmak yararlı olabilir.

İstanbul’dan Geçen Enlemin Uzunluğu

ODTÜMİST Maraton Çalışma Grubu; ODTÜ öğrencilerine verilen burs için bağış toplanmasına ilgiyi çekmek üzere “Dünyanın çevresini bir günde koşalım” diye bir etkinliğe girişti. 40.000 kilometreyi -yeterince çok ODTÜlüyü ve diğer destekçileri harekete geçirerek- tamamlamayı hedefledi. Bu hesap ortalama 10 kilometre koşacak ya da yürüyecek katılımcılardan 4000 kişiyi gerektiriyordu; ortalama, 8 kilometreye düşerse 5000 kişiyi…

Bugüne kadar 1000’den fazla kişinin harekete geçebildiği etkinlik olmadığı için çok iddialı bir hedef olarak görüldü. Nitekim, bu sayılara “mezunlar günleri”nde bile ulaşılamıyordu.

Katılımcı sayısı 1700’e yaklaşmışken üstlenilen mesafe de 17.400 km’yi geçti. Yani, şu anda ortalama hala 10 km’nin üzerinde. Fakat ilk katılanlarla sonradan katılanlar arasında koşu-yürüyüş deneyimleri farklı olduğundan sanırım, başlangıçta 11 km dolayında olan ortalama, şimdilerde 10,5 km’nin altına düştü. 40.000 km’yi tamamlarsak büyük olasılıkla 9 km’ye kadar düşecek diye düşünüyorum. Bu da son iki haftada 2500’den fazla katılımcıyı gerektiriyor. Zor tabii, fakat olmasını sağlayacak özendiricilerin ortaya çıkabileceğini umuyorum. 

Şöyle ki; 40.000 hedefi çok uzak iken “ben de katılayım” düşüncesi de uzak oluyor. Fakat, her katılımcının bir kişiyi daha katılmaya ikna etmesiyle 30.000’in geçilebileceğini düşünmek şunun kapısını açıyor: Artık, katılımcılar da başkalarını davet etmek için daha istekli olabilirler… Üstelik duyulurluğun artması da daha yüksek olasılık.

Bu isteklilik ve duyulurluk -2500 katılımcıda 25.000’e yakın bir kilometreye ulaşılırsa- biraz daha artma potansiyeli taşır… Yani Kasım’ın ilk günü bu noktaya da gelinirse 40.000’i tamamlamak da olanaklı hale gelecektir.

Bunlar tabii ki iyimser hesaplar… Gerçekleştiğinde, bu yıl öğrenciler için toplanacak burs bağışına ilgiyi yoğunlaştırmış olacağı için, herkes de büyük ölçüde mutlu olacak. Fakat, bu saatten sonra,  kötü olasılıkta bile 2000 kişinin altında kalmayacağımız artık görülüyor. Bu sonuç bile azımsanacak bir başarı değil. Çünkü dünyanın 70’ten fazla ülkesinde, 300’den fazla kentte 2000 insanın aynı günde -Salgının yarattığı sıkıntıları da aşarak- aynı amaç için koşuyor ya da yürüyor olması öyle azımsanacak bir şey değildir.

Çalışma Grubu 40.000’i hedeflemiş ama 40.000 km Dünya’nın çevresinin ekvatordaki uzunluğudur. Diyelim 40.000 km’yi karşılayamadık, bu durumda “Hiç olmazsa İstanbul’un bulunduğu 41 derece enlemindeki turu tamamlayabildik” diyebilmeyi istersek katılımcıların toplamda kaç kilometreyi üstlenmeleri gerekir?

Yani; özet soru şu: İstanbul’dan geçen enlemin uzunluğu nedir?

Hala kayıt olmadıysanız -soruyla ilgilenmeseniz bile- https://fonzip.com/odtumist/form/bir-gunde-dunyayi-kos adresini kullanarak kaydınızı yapabilirsiniz… Katılırsanız belki bu soru gereksiz hale de gelebilir…

9’ar günü arayla…

Ayrıntılar için: https://odtumist.org/bir-gunde-dunyayi-kos/

Nature Index, Türkiye ve ODTÜ

Bağımsız bir uzmanlar grubu tarafından belirlenmiş saygın 82 bilim dergisinde yayımlanan makalelerin ülke ve kurumlar temelinde değerlendirildiği Nature Index 2020 listesinde Türkiye’de ilk 100’e 86 kuruluş girdi 🙂

Bu kuruluşların listesini görmek için: https://www.natureindex.com/annual-tables/2020/institution/all/all/countries-Turkey

Türkiye, ülkeler sıralamasında 179 ülke arasında, makalelerdeki payı açısından, 39. sırada bulunurken ilk 10 ülke şöyle sıralandı:

  • ABD     20081,59
  • Çin    13281,76
  • Almanya    4502,09
  • İngiltere    3772,11
  • Japonya    2990,85
  • Fransa    2191,53
  • Kanada    1603,87
  • İsviçre    1485,99
  • Güney Kore    1417,38
  • Avustralya    1248,63

Ülkeler sıralamasını görmek için: https://www.natureindex.com/country-outputs/generate/All/global/All/score

Türkiye’nin payı 65,3 ile son sıradaki Tonga’dan 65,30 büyük iken ilk sıradaki ABD’den 20.016,28 daha küçük olduğu görülüyor.

Türkiye’nin 65,30’luk payının yaklaşık 27’si Bilkent ve İTÜ’den gelirken ODTÜ’nün 65,30’a en fazla 3,59’luk bir katkı yaptığı görülüyor.

Öğretim elemanlarının YÖK’ün yönlendirmesiyle makale yayımlama hedefli yaşamlarına karşın Türkiye’de ilk 500’e girebilen üniversite yok. İlk 500 üniversitenin listesine şu adresten erişebilirsiniz: https://www.natureindex.com/annual-tables/2020/institution/academic/all

Yalnız Türkiye’deki üniversitelere bakıldığında ise 2019 verilerine göre 5. sırada yer alan ODTÜ; makalelerdeki payı düşme eğiliminde olanlar arasında görülüyor. 

Belirtilen üniversitelerin son 5 yılda makalelerdeki pay değerleri

ODTÜ’nün 2019 değerlendirmesine kaynaklık eden verilerine https://www.natureindex.com/institution-outputs/turkey/middle-east-technical-university-metu/513906cd34d6b65e6a000d88 sayfası üzerinden erişilebiliyor.

Okuyoruz ve Paylaşıyoruz

ODTÜ mezunlarının Ankara’da ve İstanbul’da Dernekler aracılığıyla sahip oldukları birer Edebiyat Kulübü var:

Ankara’da https://www.odtumd.org.tr/edebiyat-kulubu/

İstanbul’da https://odtumist.org/topluluklar/edebiyat-kulubu/ 

Belki başka kentte de vardır. Bu kulüpler belli aralıklarla bir araya gelerek seçtikleri kitaplar üzerine söyleşiyorlar. Her iki dernek de bu kulüplerde çok sayıda mezunu bir araya getiriyor. Mezunlar, okudukları kitaplarla ilgili değerlendirmeleri derneklerinin yayın organlarında da paylaşıyorlar. 

Oxford mezunları, kitap okumada daha kapalı bir yöntemi kullanıyor. Kitap Kulübü diye bir şey kurmuşlar:  https://www.alumni.ox.ac.uk/book-club. Bir e-posta listesi üzerinden, birlikte seçtikleri bir kitap üzerinde 2 aylık dönemlerde yazışıyorlar. Kitap Kulübünü, hiç bir araya gelmeden, bir moderatör desteğiyle yazışarak sürdürüyorlar ve mutlu görünüyorlar. Kulübün, mezunların iletişimini geliştirdiğini söylüyorlar.

Bizde yeni bir şey çıktı: Türk Dili Bölümünden, Sibel Yılmaz Hoca ve ilgili öğrenciler “Okuyoruz Hocam” adlı bir YouTube kanalı açtılar. Gördüğüm kadarıyla her hafta bir öğrenciyle bir kitap üzerine konuşuyorlar. 6 kitap üzerine yaptıkları yayının ilgi gördüğüne inanıyorum. Geçen hafta sonu sosyal medyada paylaştım; işe yaradı sanıyorum. 200 abone 3 günde 250’nin üzerine çıktı. Derneklerin Edebiyat Kulübü üyelerine de erişilebilirse sayının çok hızlı artmasını beklerim. 

“Okuyoruz Hocam” çok yalın ve etkili bir kanal olmuş. Mezunların okuma etkinlikleri ile birlikte etkileşimli ve birbirini besleyen daha geniş bir ortamın üretilebileceğini düşünüyorum. Beklediğim şey şu: Edebiyat Kulüpleri de kendi kanallarını kursalar, hatta kurgusal olmayan kitapları da kapsayan bir kanal da olsa örneğin. Her bir kanal farklı bir biçimde tasarlanabilir. Önemli olan; insanların ilgisini çekip yoğunlaştırabilmesi. Sonra tüm bu kanalları bir güncede birleştirsek. Her birinin haberini bu güncede paylaşsak. Böylece, tüm dünya üzerindeki ODTÜlüler olarak; neleri okuduğumuzu ve okuduklarımızı nasıl değerlendirdiğimizi hem birbirimizle hem de toplumla paylaşmış oluruz. Bakarsınız içimizden birileri de bu paylaşım ortamını daha etkili kılacak güncel araçlar geliştirirler : )

Amsterdam Buluşması ve Avrupa’daki ODTÜ Mezunlarının Durumu

İlgili kişilere daha kolay erişebildiğim için özellikle ODTÜ ile ilgili konulardaki görüşlerimi paylaşırken Linkedin’i gözetmek durumunda kaldım. Bir süre daha bunu sürdürmem yararlı olacak sanıyorum. Yazdıklarımı önce burada paylaşmaya özen göstermeme karşın bu konudaki iki yazıyı önce Linkedinde paylaştım. Burada o iki yazıyı birleştirerek kullanacağım.

Linkedin’in 2020 Ocak sonu verilerine göre Rusya ve Kıbrıs’ı da Avrupa’da sayarsak Avrupa’daki ODTÜ mezunu sayısı 10.337 oldu.

Almanya 1907 İngiltere 1754 Hollanda 1497 Azerbaycan 466 İsviçre 460 Kıbrıs 429 Rusya 417 Belçika 363 İtalya 344 Fransa 336 İsveç 276 Kazakistan 227 İspanya 203 Avusturya 167 Danimarka 135 Polonya 128 Finlandiya 121 İrlanda 115 Arnavutluk 111 Norveç 109 Romanya 97 Çek Cumhuriyeti 94 Ukrayna 70 Lüksemburg 70 Yunanistan 55 Macaristan 48 Kosova 40 Gürcistan 38 Bosna-Hersek 35 Estonya 27 Sırbistan 24 Portekiz 23 Bulgaristan 22 Beyaz Rusya 21 Karadağ 18 Makedonya 16 Slovakya 12 Malta 11 Slovenya 11 Moldova 10 Litvanya 8 Letonya 6 Lihtenştayn 6 Hırvatistan 5 Andorra 3 Ermenistan 1 Monako 1 İzlanda 0 San Marino 0

Linkedin kayıtlarının artmasının da etkisiyle son 13 ayda Avrupa’daki ODTÜ’lü nüfusu %42 artış gösterdi.

Avrupa’daki ODTÜ’lüler; 2017’de Paris’te başlattıkları ODTÜ Mezunları Avrupa Buluşmalarının dördüncüsünü 1-2 Mayıs’ta Amsterdam’da yapacaklar. Linkedin verileri doğruysa Türkiye dahil 50 ülke arasında yalnızca İzlanda ve San Marino’dan hiçbir ODTÜ’lü gelmeyecek. Diğer 46 ülkeden katılımcı çıkması potansiyeli var.

1000’den fazla ODTÜ’lünün bulunduğu 3 ülke; Almanya, İngiltere ve Hollanda. Bunlar dışında 100’den fazla ODTÜ’lünün olduğu 17 ülke daha var: Azerbaycan, İsviçre, Kıbrıs, Rusya, Belçika, İtalya, Fransa, Kazakistan, İsveç, İspanya, Avusturya, Danimarka, Polonya, Finlandiya, İrlanda, Arnavutluk, Norveç.

2018 sonunda Avrupa’da 40’tan fazla ODTÜ’lünün olduğu 25 ülke varken şimdi bu ülkelerdeki en düşük sayı 55; o da en düşük artış gösteren Yunanistan’a ait. Bu 25 ülke içinde; Almanya, Hollanda, İtalya, İsveç, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna ve Lüksemburg’taki artışlar %50’nin üzerinde olmuş… 2018 sonunda 20’den az mezunumuzun bulunduğu Kosova, Estonya, Litvanya ve Lihtenştayn’da birkaç katlık artışlar var…

ODTÜ’lülerin Avrupa’daki ülkelere göre dağılımlarını, Linkedin verilerinin güvenilirliği ölçüsünde, yukarıda ortaya koydum… Bu kez de aynı yaklaşımla, 5 Şubat 2020’de çektiğim yeni bir “fotoğraf”ı paylaşıyorum.

Aşağıdaki listede Avrupa’da en çok mezunu bulunan 13 ODTÜ bölümü ile ilgili sayılar var. Batı ve Kuzey Avrupa ile Tüm Avrupa‘daki sayıları iki ayrı sütunda gösterdim. Amsterdam’a yakın olduğunu varsaydığım 17 ülkede 8000’e yaklaşan bir ODTÜ’lü nüfusu varken geri kalan 32 ülkede 2500 dolayında kalıyor. Linkedin kayıtlarında 7800 kişinin göründüğü 17 ülke sırasıyla; Almanya, İngiltere, Hollanda, İsviçre, Belçika, İtalya, Fransa, İsveç, İspanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Norveç, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Portekiz…

Linkedin kayıtlarına göre ODTÜ’nün bazı bölümlerinin Avrupa’daki mezun sayıları

Tabloda yer alan bölümlerde Batı ve Kuzey Avrupa olarak tanımladığım ülkelerde 6053 kişi bulunuyor. Kalan 1750 kişiyi diğer bölümlerdeki ve bölümü belitilmemiş mezunlarımız oluşturuyor.

Bu tabloda hatalar olabileceğini baştan varsayıyorum, fakat bu tür verilerin yetersiz olduğu koşullarda bize ciddi yaklaşımlar sağladığına da inanıyorum. En çok yanıltıcı olabilecek neden; Linkedin’de güncellenmeden kalmış bilgiler. İkincisi mezunların oluşturduğu çoklu kayıtlar; aynı kişi birden fazla sayılabiliyor. Üçüncüsü, bölümlerin tanımlanmasındaki uyuşmazlıklar, listede yer alan bölümlerde bu tür uyuşmazlıklar çok sınırlı. Fakat Malzeme ve Metalurji Mühendisliği, Gıda Mühendisliği, vb. bazı alanlarda Linkedin farklı sınıflandırmalar yaptığı için mezunlar bazı durumlarda kendilerini tutarlı bir biçimde tanımlayamayabiliyorlar.

Şirketlerle ilgili bilgileri belirlemek biraz daha zor. Fakat Batı ve Kuzey Avrupa’da hangi şirketlerde kaç kişi görüldüğünü aşağıdaki tablo çok kısıtlı ölçüde de olsa tanımlamış olacaktır:

Linkedin’e göre Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri şirketlerindeki ODTÜ mezunu sayıları

Sonuç olarak; 1-2 Mayıs 2020’de Amsterdam’da yapılacak olan 4. ODTÜ Mezunları Avrupa Buluşması‘nın ülkeler ölçeğindeki potansiyelinin yanında şimdi bölümler ölçeğindeki potansiyelini de yaklaşık olarak belirlemiş olduk. Buluşmaya katılmayı düşünenler için artık geriye yolculuk ve konaklama için rezervasyonlarını bir an önce yapmaları kalıyor.

ODTÜ Mezunları için Çekim Merkezleri

ODTÜ’nün, geleceğini biçimlendirirken, mezunlarının nerelere yönlendiğini bilmesi gerektiği kadar, onların seçmeleri gereken doğrultuyu belirlemede de etkisi olması gerektiğine inanıyorum. Bunun güncel karşılığını görebilmek için elimizdeki en iyi kaynak, şimdilik, Linkedin. Linkedin kayıtlarına baktığımızda 2019 yılı içinde; Ağustos ortasına kadar ülkeler ölçeğinde önemli değişiklikler oldu. Almanya, Hollanda, ABD ve İngiltere’deki ODTÜlü nüfusunda ciddi artışlar oldu. En çok artışın yaşandığı 25 ülkedeki artışları aşağıdaki grafikte görebilirsiniz

Bu grafik, bir ölçüde hareketlilikten, bir ölçüde de yeni Linkedin üyeliklerinin yarattığı değişiklikten kaynaklanıyor. Listedeki ülkeler, kabaca ODTÜ’lülerin daha önceki dağılımına uygunluk gösteriyor. Örneğin; 3,5 yıl önce aynı konuda Linkedin’de yazdığım yazıda ilk 5 ülke aynı imiş. 2019’da, bazı ülkelerdeki artış oranları dikkati çekecek boyutlarda olduğu için ülke bazındaki artış oranlarını gösteren bir grafiği eklemek de değerlendirme kolaylığı sağlayabilir.

İlk grafikteki sırayı bozmadan ülkelerin 2018 sonundaki ODTÜ’lü nüfusu ile karşılaştırmadan doğan artış oranlarında; Polonya, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Hollanda ve İtalya’nın öne çıktığını gösteriyor. Bu ülkelere gidenlerin kimler olduğuna bakarak çekim gücünü yaratan nedenleri de belirleyebiliriz. Belki de doğrudan gidenleri dinlemeyi becermek gerekir.

2018 sonuna göre bu ülkelerdeki en önemli gelişme Almanya‘nın İngiltere’yi geçerek en çok ODTÜ’lünün yaşadığı 2. ülke konumuna ulaşmasıdır. 100 ODTÜ’lüden yaklaşık 5’ini çekmeyi başaran ABD birinciliğini uzun süre daha koruyacak gibi görünüyor. Fakat AB’yi bir bütün olarak değerlendirdiğimizde İngiltere ayrıldıktan sonra bile AB en çok ODTÜ’lünün yaşadığı ülke (birlik) olabiliyor. Hollanda da ODTÜ’lü nüfusunun hızlı arttığı ülkelerden; 2018 sonunda Kanada ile arasında 1 kişilik fark varken 7,5 ay sonunda fark 321’e çıktı.

Öte yandan, ilk grafikteki artış sayılarına erişemese de artış oranları %25-49 arasında olan Ukrayna, Yeni Zelanda, Kuveyt, Japonya, Singapur, Kenya ve Romanya‘daki ODTÜ’lü yoğunlaşmasının farkında olunmasında yarar var.

Sonuçta, son dönemdeki artışın yukarıdaki grafiklere yansımadığı Suudi Arabistan, Kazakistan, Katar ve İran’la birlikte en çok ODTÜ’lünün yaşadığı 25 ülkedeki (Türkiye dışında) değerler aşağıdaki grafikte izlenebilir:

Bugün için Türkiye dışında 100’den fazla ODTÜ’lünün yaşadığı 30; 50 fazla ODTÜ’lünün yaşadığı 45 ülke var. Bunlar önemli göstergeler. ODTÜ yönetiminin bu gelişmeleri yönlendirmede etkili olma düzeyini artırması için bunları kendi verileri üzerinden izleyebilme yeteneğinin olması çok yararlı olacaktır. Fakat yukarıdaki grafiklerin hiçbirinde dünya ekonomisi ve teknolojisi üzerindeki etkisi tartışılmaz olan Çin’in yer almıyor olması, daha fazla veriyi gerektirmeden, gözetilmesi gereken bir durumdur.

Bir “Çağrı” Üzerine

Bileşenleri, ODTÜ Mezunları Dernekleri olan Mezunlar Konseyinin 2 Ağustos’ta ODTÜ Rektörüne yaptığı çağrı çeşitli sorunlar içermektedir.
Rektörün Kavaklık üzerinde yönetsel bir yetkisi olmadan başka bir kurumla yaptığı zaten geçersiz bir protokolün iptalini istemeyi adlandırmak kolay olmadığından “sorun içeriyor” demeyi seçtim.

“Çağrı”nın; yurt gereksinimi karşısında devletin rolünü gözetmemekle de sorunlu bir yola saptığını düşünüyorum. Öncelikle, yurt gereksinimi için gerekli bütçenin ODTÜ’ye sağlanması esas alınmalıdır. Bir devlet kurumu olan YÖK, kontenjanları bu ölçüde arttırıyorsa devlet de üniversitesinin kaynaklarını buna göre düzenlemekle mükelleftir. 19 yurt nasıl yapılmış ve yönetilmiş ise 20. yurt da aynı yaklaşımla yapılmalı ve yönetilmelidir.

İkinci olarak, ODTÜ Geliştirme Vakfı, Kuzey Kıbrıs Yerleşkesinde yurt yapıyor ve işletiyor. Ankara’da yapmasının önünde de bir engel yoktur. Daha önce de yapmıştır. ODTÜ GV; gerek duyulan yurdun uygun yöntemlerle yapılıp ODTÜ’ye devredilmesini sağlayabilir.

Üçüncü olarak, ODTÜ’nün araştırma üniversitesi olarak desteklenmesi doğrultusunda daha somut adımlar atılmasını da sağlamak üzere lisans eğitiminin kapasitesi zaman içerisinde belirli ölçüde azaltılır. Bu da yurt gereksiniminin ortadan kalkmasına yol açar. Barınacak yer sorunu gene de ortaya çıkabilir, fakat bu sorunun çözümü yurt olmayabilecektir. Yani devlet, elindeki yüzden fazla üniversitenin -aralarında ODTÜ’nün de olduğu- 10’unu araştırma üniversitesi olarak desteklemeyi seçmişse tutarlı davranıp lisans kontenjanları için özenli davranmaya da başlamalıdır. Bunu beklemek de bütün ODTÜ’lülerin hakkıdır.

Dördüncü olarak, ODTÜ mezunlarının ODTÜ için yaratılacak kaynakları bu tür tepkisel nedenlerle değil, stratejik yaklaşımlarla belirlemesi esas alınmalıdır. Bu doğrultuda ODTÜ için bir 100. yıl (2056) vizyonu oluşturulmalıdır. Şunun şurasında 36 sene kaldı. Mezunlar da bu vizyonun stratejik hedeflerinin gerektirdiği destekleri sağlamak üzere hem bireysel hem de örgütsel olarak kendilerini konumlandırmalıdırlar.

Bir de, çağrının yanıtsız kalması durumunda yapılacak olanların tanımlanmış olması çetrefili var ki; neyse o kadar karıştırmayayım.

Sonuç olarak önümüze yurt gündemi kondu diye önüne ardına bakmadan yurt sorununu nasıl çözeceğiz derdine düşmek eleştirel yaklaşıma uygun değildir. Önce olayı bütünlüğü içinde değerlendirerek tutarlılık sağlanmalı ve devletten de tutarlılık istenmelidir. Tüm ODTÜ bileşenleri bu çerçevede davranmayı seçtiklerinde ODTÜ yönetimleri de, kaçınılmaz olarak, buna göre oluşacaktır.

METU Alumni Newsletter

Başlığın İngilizce olduğuna ve büyük harflere dönüşünce I’nın noktalı yazıldığına da bakmayın; üzerine yazacağım konu bu bülten: ODTÜ’de mezunlarla ilişkilerden de sorumlu Rektör Danışmanının gerçekleştirdiği projelerden biridir.

Beşinci sayısı düştü gelen kutusuna. Demek ki oturdu; sürekliliği sağlandı. Sanırım 70.000’den fazla e-posta adresine gönderiliyor. Değeceğine inanırsam konumlanması ve içeriği üzerinde de daha sonra ayrıntılı bir biçimde dururum. İlk 5 sayıda nasıl tepkiler aldığını bilmiyoruz. Fakat anlamlı bir etki yaratmış olmasını beklemiyorum. Yaratmaz; çünkü mezun gereksinimlerinin çözümlenmesi üzerine oluşturulmuş bir ürün değildir. Eldeki olanakların; üretimini özendirdiği bir yan üründür. Üzerine yazarak sonrasında yapılacakları değerli kılmış olacağım.

Kurumsal İletişim Ofisi, Basın Bürosu, Halkla İlişkiler, Grafik Tasarım, Görsel İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi size bağlı olursa verimlilik paradigması da sizi “elde birikenleri mezunlara da gönderecek” bir düzenek oluşturmaya yöneltir. Kimse de basit bir çabayla “mezunlar için süzülmüş” bilgilerin işe yarayamayacağını ileri süremez. Bu “Newsletter” budur.

Günümüz koşullarında bu bülten ile mezun gereksinimleri ve beklentilerinin çözümlenmesi üzerine oluşturulacak bülten arasındaki farkın çok anlamlı olabileceğini söylemek de kolay değildir. O nedenle, danışmanımız geçerli bir tutum takınmaktadır. Öte yandan bu “geçerli tutum” da “vasat”ı perçinlenmektedir.

Önce neden kolay olmadığına değinelim; sonra da dünyayı değiştirme yaklaşımının yumuşatılma biçimlerinden birinin daha nasıl ortaya çıktığına… Birinci olarak mezunun gizil olanakları henüz yeterince sezilmemiş olduğundan onun beklenti ve gereksinimleri gözetilmeyecektir ki çözümlemesi yapılsın. Mezunun gereksinim ve beklentilerinin açığa çıkarılması için yapılacak yalapşap işlerden de anlamlı bir sonuç alınmayacaktır. Mezunlar Ofisinin kadrosuna ve yönetim gözündeki yerine baktığınızda oradan çıkabilecek olan çözümleme düzeyini de öngörebilirsiniz. Mezunlarla ilişkilerden henüz üreyemeyen değerlerin nasıl ortaya çıkacağını dert etmek yerine mezunlarla ilgili işleri yürütmekle yetinirseniz gidebileceğiniz yer bellidir ve bunu akılcılaştırmak da çok kolaydır. Yaklaşımı değiştirmeden mümkün olanı yapmakla yalnızca “onu da yapmamış olmaktan kurtulmanın” ötesine geçememiş olursunuz. Ortalama, sizin sayenizde, bir daha düşer. Kötü olan bunun; “yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt”e dönüşmesidir. Dünyayı değiştirebileceğine güvenen ODTÜ‘lüden “kurulacak yeni dünyada yerini alacak ODTÜLÜ“ye geçiş çabası da aynı kafa yapısının ürünüdür. Fakat başarılı olma olasılığı düşüktür.

Güvendiğim şey de ODTÜ’nün doğası; tüm bileşenlerine bulaştırdığı ruh haildir: Ağacı, böceği, kuşu; binası, yolu, patikası; öğrencisi, hocası, işçisi; dersliği, kütüphanesi, yemekhanesi; sporu, tiyatrosu, şenliği; artık yerini sayısal araçlara bırakan defteri, kitabı, kalemi; dünü, bugünü, yarını ile oluşturduğu değişimci kültürüdür. Her bir yanı bilimin özgür bir biçimde gelişebilmesinin mücadele, dayanışma ve direniş izlerini taşıyan ortamındaki birleştirici ruhtur. Mezunları da, birlikte bereketli kıldıkları Anadolu’nun bu vahasından kendilerine daha yakışır “merhaba”ları istemenin bir yolunu bulacaklardır.

Burs Bağışı için Koşmak

Özeti şu: Siz de “koşun” ve çevrenizdekilerden hedeflediğiniz bir kampanyanın desteklenmesini isteyin. Ben bu işi ODTÜMİST’in ihtiyacı olan ODTÜ Öğrencilerine burs sağlamak için yürüttüğü kampanyanın desteklenmesi için yapacağım.

Geçen yıl ODTÜ Öğrencileri için Burs sağlamaya çalışan bir kampanyada nasıl yer aldığımı anlatmaya çalışmıştım. İstanbul Maratonunda 10.000 metre koşup sonra da insanlardan bu kampanyaya bağış yaparak katılmalarını istemiştim. Birçok kurum bunun gibi şeyler yapıyor. Birçoğu da bu tür konularda duyarsızlığı sürdürüyor. Geçen yılki kampanya da bağış çağrısını; başka kurumları katılıma özendirecek kişilere de duyurarak yapmaya çalışmıştım. Pek etkisi olduğunu belirleyemedim. Bu yıl da koşacağım. Fakat 10.000 m. koşusunu kaldırmışlar; o nedenle, 15.000 m. koşacağım. Yani işim daha zor. Bakalım daha çok koşmuş olmanın toplanacak bağış üzerinde bir etkisi olacak mı : )

Şunu baştan biliyorum: Sonuçta benim toplayacağım bağış sınırlı olacak. Bir yığın duyarlık ve kaygı yan yana, olumlu ve olumsuz etkiler üreterek insanların birilerine maddi destek sağlamak için harekete geçmesine ya da duraksamasına neden oluyor:

  • “Burs” kurumunu destekleme duyarlılığı
  • Böyle bir çaba için birilerinden destek istenebileceğini gözüne kestirme
  • ODTÜ öğrencisini desteklemeyi seçme
  • Ne kadar çok öğrencinin desteğe gereksinimi olduğunu fark etme
  • Vereceği 25 liranın (örneğin) değerli olabileceğine inanma
  • Kampanyada koşucular arasında seçim yapmanın yarattığı sıkıntıyı aşma
  • Toplanan paranın hakkıyla değerlendirileceğine inanma
  • Bu tür dayanışma çabalarının yararına inanma
  • Beklediği kadar destek yaratamama durumunda yaşayacağı sıkıntıyla başa çıkmayı göze alma
  • Böylesi ortaklaşmacı bir çabanın heyecanına katılma
  • Sporcu yanını diri tutma

Bu nedenle, geçmişte kampanyaya bağış yapmış olan insanların bu yıl koşucu (ya da yürüyücü) olarak katılıp bağış toplayanlar arasında olmasını diliyorum. Böylece, bir araya getirilmesinde benim ve diğer koşucuların yetemeyeceği duyarlıklar için belki onlar harekete geçirici unsur olacaklardır. Fazladan bir ODTÜ öğrencisine daha burs verebilmek, bir öğrencinin daha öğrenim kısıtlarını biraz da olsa gidermek anlamına geliyor. Bunun için verilecek 25 liralar çok büyük bir önem taşıyor. Çünkü bu parayı binlerce kişi veriyor. Geçen yıl 800.000 lirayı geçip 200’den fazla öğrenciye yetecek destek sağlanmıştı.

Maraton kayıtları iki ay daha sürecek gibi görünüyor. Fakat zaman geçtikçe kayıt ücretleri artıyor. Maratona ve Burs Kampanyasına katılmak için yapmanız gerekenleri https://odtumist.org/maraton/ sayfasından öğrenebilirsiniz.