Yönder ve Yönser

“Tarafların kişisel gelişimleri ve kariyer gelişimleri için öğrenme ortaklıkları kurma”* işine batılılar mentorluk demişler diye biz de onu kullanmayı seçmişiz.

Daha resmi tanımlarda “taraflar arasında -farklılıklara değer veren, çift yönlü, birlikte öğrenmeyi amaçlayan ve çeşitli durumsal bağlamları kapsayan- beceri, bilgi ve uzmanlık paylaşımını içeren bir öğrenme ilişkisi” de deniyor.

Bir zamanlar EMCC Türkiye ‘yönderlik’ demişti; TDK da ‘yönder’i mentor karşılığı olarak seçmiş olmasına karşın, sonra ne olduysa gömüldü gitti yönder

‘Yönder’i ve ‘yönderlik’i beğenip kullanmaya başladıktan bir süre sonra bu “mentee”yi ne yapacağız diye bir derdim oldu. Çok kısa bir araştırma sonucu ‘yönser’i buldum. 

Anizotrop karşılığı olarak kullanılmış, yöne duyarlılık içeriyor.

Yönseme için de TDK “Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü, temayül” diye bir açıklama yapıyor. Buradan türeyen ‘yönser’in ‘yönder’le kuracağı öğrenme ortaklığı hem etkinlik hem de sonuç üretme potansiyeli taşır diye düşünüyorum.

Yönderlik bir yığın sezgisellik içerir. Sezgiselliği dillendirmenin de bir yığın zorluğu vardır ve bu zorlukları aşmaya çalışırken anadilin sağlayacağı yararları görmezden gelemeyiz. Fakat biz bu öğrenme ortaklığının taraflarını tanımlarken bile hem eski hem yabancı kültürlerlerden yola çıkarsak konuya yabancılığın aşılmasını da zorlaştırırız diye düşünüyorum. Evet, yönder ve yönser de alışıldık sözcükler değil. Fakat dilimize uygunluğu konusunda karşı çıkılacak bir yanları olduğunu düşünmüyorum.

Geleceğin biçimlendirilmesinde etkili olacağına inandığım önemli bir örgütlenmenin (yönderliğin yani) yerelliğinin de önemli olduğunu düşündüğüm için yönder ve yönser ile çok şey kazanacağımıza inanıyorum.

* ODTÜMİST’teki tanım: https://odtumist.org/mentorluk/

Reklam

Tahsin Yücel’den “Dil Devrimi”

Bu kitabı bir sahaftan başka bir kitap isterken ikinci olarak istedim. Düzce’ye giderken yanıma almasaydım okumak ne zamana kalırdı bilmiyorum. 

Hiç Tahsin Yücel okumamıştım. Dil Devrimi üzerine değişik bakışları okumak iyi olur diye aklımdan geçirdiğim için seçmiştim. Okudum; iyi oldu.

Dil Devrimi konusunda 1960’lara kadar olan tartışmaların kaba bir özetini edinmiş olmanın yanında Tahsin Yücel’in etkili bir eleştiri yöntemi örneğini de görmüş oldum. 

Karşıtların tezlerini derleyip toplayıp ardından eleştirisini yaptığı gibi savunucuların tezlerinin tutarsızlığa düştüğü yanları da aynı titizlikle değerlendirmesinden etkilendim.

Özellikle Dilbilim ile dilbilgisi arasındaki farkın üzerinde dururken bilimsel yaklaşımla ilgili basit sunumundan yola çıkarak kendisinin bir bilim insanı olduğunu hissetmiştim. 

İyi bir tartışmacı olmasını diğer kitapları için bir çağrı olarak değerlendirdim.