Yönder ve Yönser

“Tarafların kişisel gelişimleri ve kariyer gelişimleri için öğrenme ortaklıkları kurma”* işine batılılar mentorluk demişler diye biz de onu kullanmayı seçmişiz.

Daha resmi tanımlarda “taraflar arasında -farklılıklara değer veren, çift yönlü, birlikte öğrenmeyi amaçlayan ve çeşitli durumsal bağlamları kapsayan- beceri, bilgi ve uzmanlık paylaşımını içeren bir öğrenme ilişkisi” de deniyor.

Bir zamanlar EMCC Türkiye ‘yönderlik’ demişti; TDK da ‘yönder’i mentor karşılığı olarak seçmiş olmasına karşın, sonra ne olduysa gömüldü gitti yönder

‘Yönder’i ve ‘yönderlik’i beğenip kullanmaya başladıktan bir süre sonra bu “mentee”yi ne yapacağız diye bir derdim oldu. Çok kısa bir araştırma sonucu ‘yönser’i buldum. 

Anizotrop karşılığı olarak kullanılmış, yöne duyarlılık içeriyor.

Yönseme için de TDK “Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü, temayül” diye bir açıklama yapıyor. Buradan türeyen ‘yönser’in ‘yönder’le kuracağı öğrenme ortaklığı hem etkinlik hem de sonuç üretme potansiyeli taşır diye düşünüyorum.

Yönderlik bir yığın sezgisellik içerir. Sezgiselliği dillendirmenin de bir yığın zorluğu vardır ve bu zorlukları aşmaya çalışırken anadilin sağlayacağı yararları görmezden gelemeyiz. Fakat biz bu öğrenme ortaklığının taraflarını tanımlarken bile hem eski hem yabancı kültürlerlerden yola çıkarsak konuya yabancılığın aşılmasını da zorlaştırırız diye düşünüyorum. Evet, yönder ve yönser de alışıldık sözcükler değil. Fakat dilimize uygunluğu konusunda karşı çıkılacak bir yanları olduğunu düşünmüyorum.

Geleceğin biçimlendirilmesinde etkili olacağına inandığım önemli bir örgütlenmenin (yönderliğin yani) yerelliğinin de önemli olduğunu düşündüğüm için yönder ve yönser ile çok şey kazanacağımıza inanıyorum.

* ODTÜMİST’teki tanım: https://odtumist.org/mentorluk/

Tahsin Yücel’den “Dil Devrimi”

Bu kitabı bir sahaftan başka bir kitap isterken ikinci olarak istedim. Düzce’ye giderken yanıma almasaydım okumak ne zamana kalırdı bilmiyorum. 

Hiç Tahsin Yücel okumamıştım. Dil Devrimi üzerine değişik bakışları okumak iyi olur diye aklımdan geçirdiğim için seçmiştim. Okudum; iyi oldu.

Dil Devrimi konusunda 1960’lara kadar olan tartışmaların kaba bir özetini edinmiş olmanın yanında Tahsin Yücel’in etkili bir eleştiri yöntemi örneğini de görmüş oldum. 

Karşıtların tezlerini derleyip toplayıp ardından eleştirisini yaptığı gibi savunucuların tezlerinin tutarsızlığa düştüğü yanları da aynı titizlikle değerlendirmesinden etkilendim.

Özellikle Dilbilim ile dilbilgisi arasındaki farkın üzerinde dururken bilimsel yaklaşımla ilgili basit sunumundan yola çıkarak kendisinin bir bilim insanı olduğunu hissetmiştim. 

İyi bir tartışmacı olmasını diğer kitapları için bir çağrı olarak değerlendirdim.

Mezunlar Günü’ne giderken Mezunlar Günü sitesi

Yazık; yılda bir kez de olsa bunları gözden geçirmek gerekmez mi?

ODTÜ Mezunlar Ofisi’nin Mezunlar Günü sayfasının 17 Temmuz 2022 günkü görünümü

“Mezunlar Günü, 2019 Yılında 29 Haziran Cumartesi günü kutlanacak.” diyordu.

60. yıl mezunları henüz gündeme gelmemişti.

Anı Madalyasının adresi değişmiş, güncel değildi. 

Hala odtum.network diye bir ağdan söz ediliyordu.

Mezunlara gösterilen özeni buradan da çıkarabilirsiniz. Mezunlar Günü’ne 10 gün kala telaşla düzeltmeye kalkınca da güncelleme ve kırpmalarla ODTÜ Mezunlar Ofisi’nin Mezunlar Günü Sayfası böyle olmuş : )

Parmak izleri

Geçti gitti 2022 ODTÜ Mezunlar Günü. Bugün yarın Mezuniyet Töreni de geçip gidecek. Fakat şu parmak izleri bir yerlerde kalsın istiyorum:

01.07.2022’de güncellediği şu sayfada ODTÜ Rektörlüğü 30 Temmuz 2022’de Mezunlar Gününün yapılacağını söylüyordu: http://oidb.metu.edu.tr/tr/odtu-ankara-ve-erdemli-kampuslari-2021-2022-akademik-takvim

Uzun zamandır hep Mezunlar Gününün ertesi günü yapılan Diploma Töreninin “tarih”i kaldırılmış yerine de bir yıldız (*) konmuştu. Yıldız bizi aşağıdaki şu açıklamaya götürüyordu:
Burada, aslında Diploma törenini yaptırmak istememenin parmak izlerini görüyorsunuz.

Düşünün, bir gün öncesinde biyolojik yaşlarını geçtim, mezuniyet yaşları 60+’yı da içeren mezunlara “Dünyanın dört bir yanından kalkıp gelin, ben size Mezunlar Günü yapacağım.” diyorsunuz. Günlerini zaten okulda bir arada geçirmiş mezuniyet yaşları 0 olan mezunlar için “Diploma Töreni ile ilgili tarihler ve düzenlemeler COVID-19 pandemisinin seyrine göre belirlenecek ve ilan edilecektir.” diyorsunuz.

Buradaki saçmalığı tanımlamak için kullanılacak sözcük ya da cümleleri okuyucunun sağduyusu ve adaletine bırakıyorum.

Bi’ Dünya ODTÜLÜ üzerine-1

Bu gündemi de kapatmak için üzerine birkaç şey demek gerekir. Sondan başlayayım: Eldeki katılımcılara vurgulanması gereken şeyler aklımdan geçerken altı çizilecek bazı noktalar vardı:

Çevrimiçine dayanan Bi’ Dünya ODTÜLÜ’yü üçüncü kez ele alırken pandeminin ürettiği bir etkinlik olarak pandemi sonrasında etkili olmasının riskli olabileceğini de düşündük. Zaten gözümüzü diktiğimiz yer etkinlikten çok topluluktu. Bir gün yerine zamana yayılsın; mezunlar, hocalar, öğrenciler, çalışanlar her tür altküme ve örgütleriyle birlikte bu ortamda yer alsınlar; aralarındaki etkileşimden değerli çıktılar üreyebilir diye düşündük.

Bi’ Dünya ODTÜLÜ bu konuda iki önemli araç sunuyordu

  • Karşılıklı Görüşmeler
  • e-Stantlar

Karşılıklı Görüşmeler birbirinde değerin ve işbirliğinin ipuçlarını sezenlerin bunu geliştirebilmeleri için fırsat sunacaktı. Aynı ortamdayız, temel özelliklerimiz ve beklentilerimizle birbirimizin karşısındayız. Ne ev ya da işyeri adresine ihtiyacmız var ne de e-posta ya da telefon numarasına; kalkıp bir yere de gitmeyeceğiz. İki düğmeden birine tıklayarak iletişeceğiz ve görüşme isteğinde bulunacağız. 100.000’den fazla ODTÜLÜ’ye sunulan bu olanağın kullanma şansını artırdıkça yaratıcı ve üretken işbirliklerinin tetiklenmesi olasılığının da yükseleceğini bekliyorduk.

e-Stantlar ise kurumsal karşılıklarımızın ilgili kesimlerle karşılaşma arayüzlerini ve tanınırlıklarını artıracaktı. Bölümler mezunlarıyla, dernekler üye potansiyelleriyle, topluluklar paydaşlarıyla, şirketler çalışan adaylarıyla daha sıcak karşılaşmalar yaşayabileceklerdi.

Tabii 40 katılımcı ve 3 kuruluş sözünü ettiğim potansiyellere pek fazla ortaya çıkma şansı tanımıyordu. Yine de bir şeyler diyeceksek; katılımcıları birbirleriyle görüşmeye davet etmenin yararını tartmak gerekirdi gibi geliyor bana. Çünkü 4000 kişi olduğumuzda bile bunun özendiricileri yine gerekecekti.

Bu tasarımın en büyük sıkıntısı küçükten başlamaktı. Hızlı gelişmenin dinamiklerini yaratarak bu sıkıntıyı çözebileceğimizi düşündük. Yaygın bir duyuruyla, etkili tanıtım ve çağrılarla küçük kalma süremizi kısa tutabilirdik. 

Sonuçta işimiz ODTÜLÜlerleydi ve tasarımdaki potansiyeli sezeceklerine de güvenebilirdik.

Göze Görünmeyen Büyük Bağışlar

ODTÜ’ye yapılan bağışların irilerine bakınca şunları görüyoruz: Yurt, Amfi, Araştırma Merkezi Binası: Demiray Yurtları, Yüksel Proje Amfisi, Ayaslı Araştırma Merkezi örneklerinde olduğu gibi hepsi de çok değerli bağışlar. Belki göze görünmeyen çok önemli başka bağışlar da vardır. Bilenler bunları da paylaşsın isterim.

Göze pek görünmeyenler arasında, öğrencilere burs sağlamak için yapılan bağışlara ilgiyi çekmek istiyorum. Burs bağışları mezunlarımızın duygusal olarak içinde en çok yer aldıkları bağış türüdür. Burs bağışları, bireyselden örgütsele çok farklı ölçekte yürüyor, yürütülüyor. Öğrencilere burs sağlayan en belirgin yapılar mezun örgütleri ya da mezunlardan burs bağışı sağlamayı da gözeten vakıflardır. Bunların öne çıkan iki örneğinin (ODTÜMİST ve OGV) son beş yıl bağışlarına baktığımızda 20 milyon liranın üzerinde bağış topladıklarını görüyoruz. 

Son 5 yılda mezunlarımızın yalnız ODTÜMİST (İstanbul ODTÜ Mezunları Derneği) aracılığıyla yaptığı bağışlar:

  • 2020 – 2.517.430
  • 2019 – 2.406.954
  • 2018 – 2.174.559
  • 2017 – 1.828.710
  • 2016 – 1.362.835

olmak üzere toplam: 10.290.488 TL 

Kaynak: https://odtumist.org/faaliyet-raporu-2019-2020-2021/ ve önceki yılların raporları

ODTÜ Geliştirme Vakfı aracılığı ile toplananlar:

  • 2020 – Yayınlanmadı
  • 2019 – Yayınlanmadı
  • 2018 – 2.469.000 TL
  • 2017 – 1.921.000 TL
  • 2016 – 1.570.000 TL

Kaynak: https://odtugv.org.tr/Sayfa/burslar/14

ODTÜMİST güven veren bir yapıda oluşan burs düzeneklerinin başarılı olabileceğinin iyi bir kanıtını ortaya koyuyor. Hem bağımsız denetim kuruluşları hem de derneğin denetim organlarınca gözetilen bir yapıda çok etkili çalışmalar yürütülüyor. Sayıları 1000’e yaklaşan düzenli bağışçılar yıllık bağışların ana gövdesini sağlarken İstanbul Maratonu döneminde yapılan kampanyalarla da yıllık bağış tutarının yaklaşık üçte birinin karşılandığını görüyoruz.

Nitekim bu yılın kampanyasından da böyle bir sonuç bekleniyor. COVID-19 salgını Maraton kampanyasının İstanbul Maratonu ile kısıtlı kalmamasının önünü açtı. Bu sayede, kampanya tüm dünyadaki ODTÜ mezunlarının bulundukları ülke ve kentlerde koşarak, yürüyerek, yüzerek ya da bisikletle bir günde dünya turu atmalarını da hedefleyen bir boyut da kazandı. İstanbul Maratonu dahil, bu etkinliklere katılanlar da çevrelerini burs bağışına davet ederek ODTÜ öğrencilerinin kendilerini daha iyi yetiştirebilmelerinin önündeki parasal engellerin kaldırılmasına hizmet etmiş oluyorlar.

Bu yılın kampanyasına bağışçı, koşucu ve bağış toplayıcı rolleriyle katılabilirsiniz.

Bağışçılık

Katılırsanız iyi olur, fakat öğrencilere destek olmak için “1 Günde Dünyayı Turla“maya katılmanız gerekmiyor. Dilerseniz herhangi bir arkadaşınız üzerinden (tabii ki birden fazla da olabilir) bağış yaparak da ODTÜ öğrencilerini destekleyebilirsiniz.

Bunun için ya arkadaşlarınızın gönderdiği bağlantıları kullanacaksınız ya da kampanya sayfasına girerek karşınıza çıkacak koşuculardan hangisi aracılığıyla bağış yapacağınıza karar vereceksiniz.

Koşuculuk

40.000 kilometrenin tamamlanmasında benim de katkım olsun diyenler 1 Günde Dünya Turu kampanyasına https://fonzip.com/odtumist/form/bir-gunde-dunyayi-turla sayfasındaki Başvuru Formunu doldurarak kayıt olabilirler. Böyle 7 Kasım’da dünyanın çok çeşitli yerlerinde koşan mezun ve ODTÜ dostlarıyla birlikte bu küresel turun bir parçası olabilirler. Bunun için “koşmak” bir zorunluluk değil, yürüyebilir, yüzebilir ya da pedallayarak da alınacak mesafeye katkıda bulunabilirsiniz. Geçen yıl çok az farkla turu tamamlayamamıştık fakat aradaki eksiği bağışları artırarak çözmüştük. Koşucu sayısının artışı 40.000 km’nin tamamlanmasını kolaylaştıracağı ve kampanyanın duyulurluğunu artıracağı için önemli.

Bağış Toplayıcılığı

Kampanyada yer almanın diğer bir biçimi; koşuculuktan da yararlanarak bağış toplamaktır. Her koşanın bağış toplaması gerekmiyor, fakat bağış toplamak için yürüyerek, koşarak, yüzerek ve/ya da bisikletle “1 Günde Dünyayı Turla” etkinliğine kayıt yaptırması gerekiyor. 

Bağış toplamayı çok büyük ölçüde kolaylaştıran bir düzenek var: Derneğin sağladığı bir platformda kendi adınıza bir kampanya sayfası açıyorsunuz. Sonra bu sayfanın adresini bağış yapmasını istediğiniz dost ve arkadaşlarınıza gönderiyorsunuz. Onlar da bu sayfaya girerek kredi kartı ya da havale ve EFT aracılığıyla bağışlarını yapıyorlar. Örneğin benim sayfam şöyle: 

https://fonzip.com/odtumist/kampanya/bu-kez-ogrenciler-icin—

Benim gibi bağış toplayarak katkıda bulunmak isterseniz “Koşuculuk” için başvurarak yola çıkabilirsiniz. Şimdilik “duygusal” desteğinle yetineceksek üstteki son bağlantıyı tıklayabilirsin.

ODTÜ Öğrenci Topluluklarının Twitter Hesapları

ODTÜ’de ne olup bittiğini izlemenin bir yolu ODTÜ’nün sitesidir. Bütün kurumlarda olması beklenebileceği gibi, varsa olumlu bazı gelişmeler, açılışta karşınıza çıkar. Fakat, ODTÜ’nün çeşitli bileşenlerini ilgilendiren birçok gelişmeyi burada bulamazsınız. Bunları, başka kanallardan -özellikle mezunlar olarak- çok gecikmeli duyarız. Bu sorunu aşmanın birçok yolu bulunabilir; biri de öğrenci topluluklarının sosyal medya hesaplarının izlenmesidir. Bu da kolay değil; çünkü çok topluluk var. Twitter’da bu sorunu aşmanın bir aracı var: Listeler. Bir liste oluşturuyorsunuz; örneğin öğrenci topluluklarının listesi. Bu listedekilerin paylaşımlarını görmek istediğinizde bu listeye gidiyorsunuz. Yakın dönemde hangisi ne paylaştıysa görüyorsunuz. Bende ODTÜ Öğrenci Topluluklarının Twitter Hesaplarının bir Listesi var. Bu listeyi izlemeye alırsanız dilediğiniz zaman bu listeye giderek öğrencilerin gündemine giren önemli bir şey olup olmadığını görebilirsiniz. Örneğin bugünlerde okulun açılacak olmasıyla birlikte bir “İhaleyi İptal Et” kampanyası yapıyorlar. Ankara Büyükşehir Belediyesi, mahkeme kararıyla durdurulan, bir bölümü Bilkent yoluna paralel, Gökçek’in başlattığı yol için yeni bir ihaleye çıkılmış. Öğrenciler de hemen tavır koymuşlar.

Adresini verdiğim “Liste”de aşağıdaki “topluluklar” var:

Toplulukİzleyici Sayısı (020921)
Arkeoloji Topluluğu309
Aykut Kence Evrim Konferansı2031
Gençlik ve Kent için Doğa72
METU MATH CLUB1788
METU MECH447
ODTU KTMT1021
ODTUG9460
ODTÜ AAT4002
ODTÜ ADT5482
ODTÜ AFT143
ODTÜ Ar-Ge Topluluğu492
ODTÜ BalkanTopluluğu30
ODTÜ Bilgisayar Müh.2975
ODTÜ Bilgisayar Topluluğu2371
ODTÜ Bilim Toplulukları421
ODTÜ Bilim ve Gelecek Topluluğu438
ODTÜ BİYOGEN4946
ODTÜ Caz Topluluğu1237
ODTÜ CİTÖB Gönüllü Ağı149
odtü çağdaş dans34
ODTÜ Çevre Topluluğu1111
ODTÜ DPUİT760
ODTÜ EDT99
ODTÜ Eğitim Topluluğu168
ODTÜ Ekonomi Topluluğu412
ODTÜ Endüstriyel Tasarım / METU Industrial Design794
ODTÜ Eşli Danslar255
ODTÜ Felsefe Topluluğu2397
Odtü Finans Kulübü373
ODTÜ Fizik Topluluğu5916
ODTÜ Gastronomi1184
ODTÜ Genç Yazarlar752
ODTÜ Gezi Kulübü741
ODTÜ GGT2294
ODTÜ Go57
odtü gst404
ODTÜ Hayvan Dostları3065
ODTÜ HUT1303
ODTÜ İletişim Topluluğu795
ODTÜ İstatistik Topluluğu573
ODTÜ İşletme Bölümü1363
ODTÜ Japon Kültür205
ODTÜ Kadın Dayanışması1091
ODTÜ KGT11
ODTÜ Kimya Topluluğu2357
ODTÜ Kitap Topluluğu3029
ODTÜ LGBTİQAA+ | BULGBTİ+13300
ODTÜ MBT78
ODTÜ Medya Topluluğu7127
ODTÜ MT1889
ODTÜ O.T.584
ODTÜ Oyuncuları2203
ODTÜ Psikoloji Topluluğu1105
ODTÜ Radyo Topluluğu1864
ODTÜ Robot Topluluğu1720
ODTÜ Siyaset Bilimi Topluluğu1561
ODTÜ Sosyalist Düşünce T.798
ODTÜ Sosyoloji Topluluğu4086
ODTÜ Tarih Mezunları & Öğrencileri449
ODTÜ Tarih Topluluğu316
ODTÜ Tasarım Top.397
ODTÜ THBT1499
ODTÜ TOG277
ODTÜ Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Topluluğu656
ODTÜ Yapı Topluluğu162
ODTÜ’lü Jonglörler49
OdtüSatrançTopluluğu116
ODYT302
UGT ODTÜ2713
Verimlilik Topluluğu2003

Toplulukların 2 Eylül 2021’deki izleyici sayıları birçok etmene bağlı; bazı toplulukların Twitter hesapları yok, bazıları başka sosyal medya araçlarına ağırlık veriyor. Yine de karşılaştırmalı izleyici sayılarının topluluk yöneticilerini etkilemesini bekliyorum.

Bir de şu var; benim buldu.ğum hesapların hepsi ilgili topluluğun gerçek hesabı olmayabilir de. Böyle bir şey varsa düzeltmek isterim. Bulamadığım hesapları da öğrenirsem ekleyeceğim

Ayrıca, listenin bu halini görünce [ODTÜ]+[Topluluk Tam Adı] yapısında bir “adlandırma” da çok yararlı olurmuş diye düşündüm. Sanırım Twitter bu tür düzeltmelere izin veriyordur.

“Bi’ Dünya ODTÜLÜ” nasıl bir şey?

“Bi’ Dünya ODTÜLÜ” Nasıl Bir Şey?

Size bunu bir öykü ile anlatayım; düşümde yarattığım bir öykü değil; yaşadık geçen yıl…

Mezunların hepsi birkaç “tık”la ODTÜ’ye gelmişler, yerleşkenin neresinde karşılaşırlarsa karşılaşsınlar birbirlerini -üzerlerinde şunun benzeri- bir etiketle birlikte görüyorlar: 

Adı SoyadıDeniz Dorudağ Çiçekçi
Bölümü, Mezuniyet YılıADM 1988
Çalıştığı KuruluşTÜPRAŞ
Uzmanlık ve İlgi AlanlarıSürdürülebilir Enerji Kaynakları
Müsilaj : )
BeklentisiBirlikte çalışabileceği bir Kimya Mühendisi bulmak

Herkes birbirine “Merhaba Hocam!” diyerek söze başlayabiliyor ve ilgi gösterdiği konuda kendisine yardımcı olup olamayacağını sorgulayabiliyor; yapabileceği bir şeyi olanlar da bunun yöntemi üzerinde anlaşabiliyorlar. 1’e 1 görüşmeler bunlar…

Şöyle bir kolaylık da var: Örneğin ‘Uzmanlık ve İlgi Alanı’nda “Döngüsel Üretim” onlarla randevulaşıp görüşebiliyorsunuz: Herkes birbirini duymaya açık.

Konuşmacıların katıldığı oturumlar Türkiye Saati ile sabah 8:40’ta başlamış. Avustralya’da bile olsan oturumlara katılabiliyorsun. Konuşmacı olmak ya da önermek isteyen ODTÜ mezunları bir formu doldurarak başvurmuşlar. Hangi amfide neler konuşulduğunu da bilebiliyorsun. Zamanını uydurabildiğinde ilgili amfiye tıklayıp oradaki konuşmaları izleyebiliyorsun. Konuşmacılara oturumlar sırasında sorular sorabildiğin gibi sonrasında da onlarla iletişim kurabiliyorsun. Bir kantinde ya da Fizik çimlerinde buluşuyorsunuz.

Bir bakıyorsun Alle bir uçtan ötekine çeşitli kuruluşların stantlarıyla dolu. Aradığın standa sen gitmiyorsun, stand senin ayağına geliyor. Ya senin için hazırladıkları bilgilere erişiyorsun ya da ilgiliye dilediklerini soruyorsun.

Saat 17:40 olunca herkes “Bölüm”üne gidiyor. İsteyen başka bölümlerin toplantılarına da katılabiliyor. Hatta biraz ona, biraz diğerine…

19:40’tan sonra da amfilerdeki açık oturumlar sürüyor. Bu da Kaliforniya’dakiler için kolaylık. Yani üzerinde güneş batmayan bir etkinlikte gününün dilediğin bölümünü geçiriyorsun!

Girişte bir bağış yapmıştınız ya, çıkarken öğreniyorsunuz ki AdımODTÜ’nün “Lisans Araştırmaları Projesi”ne 100 binlerce lira destek sağlanmış. “ODTÜ’de araştırma lisans eğitiminde başlar” savının düşüncede kalmadığına güvenerek bundaki payınızla mutlu oluyorsunuz.

Daha iyi anlatabilmek için, becerebilsem, bunların resimlerini de yapardım.

RÜZGEM’in Rüzgar Tüneli

ODTÜ’deki gelişmelerin toplumla paylaşılması çok değerli uygulamalardır. Bilimsel bilginin uygulamadaki karşılıklarını artırmak ve geliştirmek için birçok kurumun yoğun bir çaba içerisinde olduğunu biliyoruz. ODTÜ’de bu amaçla kurulmuş araştırma merkezlerinden biri olan RÜZGEM (Rüzgar Enerjisi Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi) önemli bir yatırımın öncülüğünü yaparak ülkemize bir Rüzgar Tüneli kazandırdı. Bunun haberi ODTÜ’nün Linkedin sayfasında şöyle paylaşıldı:

Rüzgar Tüneli haberinin Linkedin paylaşımı

“Rüzgar Tüneli”nin açılış haberi RÜZGEM’in kurulması gibi yansımış. Oysa RÜZGEM 2011 yılında kurulmuş olan bir araştırma merkezidir (Ayrıntılar için https://ruzgem.metu.edu.tr/).

Rüzgar Tüneli ise 2016 yılında ihalesi yapılmış olup inşaatının tamamlanmasının ardından 2020 sonunda açılışı yapılan bir RÜZGEM projesidir.

Bir UNDP Türkiye Raporu

O kadar çok kötü örnekle karşılaşıyorum ki, bunun bir ‘standart’a dönüşmeye başladığını düşünüyorum: Dünyadaki birçok kurumun yalapşap işler yaptığı bir dönemdeyiz. Bu belki de hep böyleydi. Fakat ben artık önüme çıkan örnekleri bu gözle değerlendirmeye biraz daha özen göstereceğim.

Şu rapordan söz edeceğim: Sektörel Yol Haritaları: Türkiye’de Gıda Sektörü

Bu raporun gerekçesine en sonda değinmeye çalışacağım. Raporda kullanılan şu grafikle başlayayım:

Büyük olasılıkla raporun ikinci sürümü bu1. Bu grafiğe kimse söz etmemiş olabilir fakat ben edeceğim. 

Sanırım yeşil çubuklar dışsatımı, siyahlar dışalımı gösteriyor. 2014-2018 arasındaki beş yılda değerler aynı kalmış gibi: Yaklaşık olarak dışsatım 7,5 milyar USD, Dışalım 3,75 milyar USD.

İyi ki kırmızı çizgi var; o da gıda sektöründeki dış ticaret fazlasını gösteriyor. Bir olasılık bu kırmızı çizgi grafiğin doğru yanı. Alttaki açıklamalardan bunu sezebiliyorsunuz. Grafiğin böyle bir yazıdaki görevi okuyucunun anlamasını kolaylaştırmaktır. Buradaki işlevi ne yazık ki bu değil; günümüz okuyucusunun anlayışına güvenerek fazla rahat davranılmış gibi görünüyor. 

Ayrıca “Figur 1” nedir? Buna da özen gösterilmesi gerekirdi. 

İlk sayfada üç kaynaktan yararlanılmış; fakat kaynaklar doğru dürüst tanımlanmayınca örneğin O. ACIKGOZ, A. GUNAY bu durumdan atıf olarak da yararlanamamışlar (Bkz: https://unis.asbu.edu.tr/yayin-detay/2_DZ0n_16/turkiyede-tarim-ve-gida-sektoru-uzerine-bir-degerlendirme-2017-yilinda-yasanan-tehditler-ve-kacirilan-firsatlar

Umarım, üçüncü olarak verilen ‘fulfood’ diye bir kaynak da vardır; Gulfood olma olasılığı daha yüksek gibi geliyor bana.

Aslında sanırım bu raporun nasıl bir şey olduğu aşağı yukarı anlaşılmıştır. Hakkının teslim edilmesi gereken bir yanı da olduğuna da inanıyorum. Fakat biraz daha ilgilenmek yararlı olabilir. Şöyle ki; rapor “Gıda İşlemede Küresel Eğilimler” ve “Gelecek Senaryoları” başlıklı iki bölümde yeterince yuvarlak sözler ettikten sonra “Saha Çalışması Sonrasında Bölge Gıda Sanayisinde Elde Edilen Bulgular” diye bir bölüm açıyor. İşte, özgün olan bölüm budur herhalde diyorsunuz. Ne yazık ki bu da tam bir hayal kırıklığı… Çünkü saha çalışmasının nasıl bir şey olduğuyla ilgili neredeyse hiçbir ipucu yok. Hangi ölçekte kaç firmayla yapıldığı, örneklemin nasıl seçildiği, hangi bölge ve alt sektörleri kapsadığıyla ilgili hiçbir bilgiye sahip olmaksızın anlamsız ‘yüzdeler’in paylaşıldığını görüyorsunuz. Bulgulardan birini örneklemek iyi olabilir: “Satış sonrası hizmetler: İşletmeler satış sonrası hizmetlere önem vermekle  birlikte, önemli bir kısmı müşteri memnuniyeti ölçmek için bir yöntem belirlemişlerdir.” Cümlenin gidişi “belirlememişlerdir” diye bitmesini gerektiriyor. Diyelim, benim beklentim yanlış, bu durumda da bulgunun müşteri memnuniyetinin ölçülmesinden doğan sonuçlarla ilgili olmasıi gerekirdi. Çünkü yöntem belirlemiş olmanın kendi başına bir değeri yoktur. O yöntemin uygulanmasından ne çıktığına bakılmasının bir anlamı olur.

Şu da güzel bir bulgu: “Ayrıca, tarımsal ürünlerde kalite ve nicelikteki sürdürülebilirlik de ana zorluklar içerisinde sayılmalıdır.” Tarım girdisini kullanan bir sektörden söz ederken böyle bir bulguyu elde etmek için herhangi bir saha çalışmasına gerek var mıdır? 

Raporun ağırlıklı bölümü Tarım ve Orman Bakanlığının 2018-2022 Stratejik Planıyla paralellikler vurgulanarak 5 başlık altında toparlanan önerilerden oluşuyor. Önce başlıkları verelim:

A. DÜZENLEME VE KAPASİTE GELİŞTİRME

B. İŞ BİRLİKLERİNİ GELİŞTİRMEK

C. YENİLİK, AR-GE’YE YATIRIM VE TEKNOLOJİYİ BENİMSEME

D. İŞ GELİŞTİRME

E. ULUSLARARASILAŞTIRMA, BÖLGESEL MARKA OLUŞTURMA VE PAZARLAMA YOLU İLE PAZAR ERİŞİMİNİ İYİLEŞTİRMEK 

İşte bu başlıklar büyük olasılıkla UNDP’nin bu konuda geliştirdiği bir şablona benziyor. Buraya kadarki yaklaşım bu başlıkların altının ne kadar Türkiye’nin özgül durumu gözetilerek ele alındığını “Gıda Sektörü”ndekilerin daha iyi değerlendireceğini sanıyorum. Öte yandan, raporun özgüleştirmede başarılı olmasından bağımsız olarak bu 5 başlığın altındaki bölümlendirmeden sektörel okuyucuların yararlanabileceğine de inanıyorum.  

Konuyla ilgilenenler için aynı yıl TÜSİAD “tarım”ı da içeren bir gıda sektörü raporu yayınlamış: https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/download/9379_897c576644a997938661fc70fcbc8b9b 

Bu tür raporların -bir yığın özensizliği barındırsa da- sonuçta kurumsal birikimlerin önemli bir bölümünü yansıtma potansiyeli taşıdıkları için değerli olabileceklerini düşünüyorum. Yeter ki eleştirel bir yaklaşımla değerlendirelim. Hatta bu raporların ortaya koyduklarını aşma isteğini taşıma kararlılığımız olsun. 

Gelelim başta verdiğimiz söze: Bu rapor UNDP’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG) doğrultusunda yürütülen çalışmalardan biri olarak (Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi) tasarlanmış fakat bağlantısı pek kurulamamış gibi görünüyor. Okurken “Suriye Krizi”ni akılda tutmak yeterli olabilir mi dersiniz?

Bunu da belirleyip bitirelim…

1 Internet adresinin sonundaki ‘re2’ bunu anlatıyor olmalı.